mayk ve cimi

Posted: 23 Aralık 2010 Perşembe by wildceno in
0


ıslanmaya başlayan sokağın köşesinde arabanın içinde oturan iki kişi vardı. ön koltukta oturan cimi, -ki kendisine cimi denmesinden hoşlanmazdı bay siyah denmesini istiyordu ama bu isteğini küçük kardeşinden başka ciddiye alanda yoktu. zaten kardeşi de para isteyeceği zaman bay siyah derdi,- daha gençti mayk a göre. cimi bugünkü olaylara hiç anlam veremedi. cimi'ye göre tüm bunların hiç bir gereği yoktu. fakat mayk onun düşüncelerini pek önemsemezdi ama cimi'yi severdi kollardı. öyle saçma biriydi mayk.


"evet artık zamanı geldi, bitireceğim, daha fazla sabretmenin yararı olmuyor. yeterince uzadı zaten bu olay. diye homurdadı mayk. elindeki şişeden bir yudum daha aldı, sağ koluyla ağzını silerek devam etti "ben gidiyorum, 25 dakikaya dönmezsem içeri gir" dedi. ve cimi'nin sözünü beklemeden arabadan aşağı indi. yağmur biraz daha etkisini gösteriyordu. kabanın yakalarını yukarı kaldırdı üstüne şöyle bir çeki düzen verdi. etrafı kolaçan etti ve kendinden emin adımlarla yolun karşısına geçti.


dönen merdivenleri çıkarken heyacanı artıyordu. kapıya vardığında ise artık soluk soluğaydı. kapı aralık kalmıştı hafifçe araladı kendi geçebileceği kadar kapıyı içerde kimse görünmüyordu ki, arkasından gelen sesle irkildi. beyaz önlük giymişti ve elindeki garip aletlerle gözlüğünün üstünden bakarak içeriyi işret etti. istemsiz olarak odaya yöneldi ve bir iki adım attı.


kendine geldiğinde ağzının uyuşmuş ve şişmiş olduğunun farkına vardı, hissetmiyordu, yavaşça sağ eliyle yokladığında eline kan bulaştı. artık dişi çekilmişti.

bu sabah yağmur var istanbulda

Posted: 10 Aralık 2010 Cuma by wildceno in
0



cidden yağmur var ondan öyle yazdım. aklında o mahsun parça depreşenler de şöyle buyursun dinlesin.

ben yağmuru sadece karadenizde seviyorum onu anladım. başka yerde yağınca içim burkuluyor hevesim kaçıyor. acaba memleketim ünye'yi aldatıyor bu yağmurlar diye mi sıkılmakta canım bilmiyorum. birde son yıllarda yağmur yağarken dışarı çıkmaktan hoşlanmıyorum artık. evde oturmak çay içmek daha bir iyi oluyor sanki.

benim sevdiğim yağmur, karadenizin dağlarında kendini bırakır yükseklerden
sanki yağarken bir maksadı varmışcasına
hayat verirmişcesine
yeryüzüyle yeşil, sarı her renk yaprakla sevişircesine
bazen çisil çisil
bazen hırçın
yağar

hem keyif alırsın ıslanırken yeşil yaprakların arasında
iliklerine inen yağmur huzur verir
çatıya düşen damlaların neşeli sesleri
en güzel ninilerden biri gibi gelir
sıcak odun ateşi buğulanan camlar
bardak taki sıcak çayın buharının yüzüne vurması camdan bakarken yağmura
aşık olursun damlalara

bazen gelişini duyarsın uzaklardan ayak seslerini
bazen gişi ardından baka kalırsın ufuklara
bıraktığı izler gizemlice toplanmaya giderler
buhar olup
hayat nefes alır birkez daha
bir dahaki yapmuru beklersin gizlice

kpss

Posted: 7 Aralık 2010 Salı by wildceno in Etiketler:
0



ilk şunu söylim ki kpss puanı satın alınır acil.

bu facebooktaki kandırmaca olayına üzüldüm moruk, sende üzül biraz kendini tartış. ne bu benim halim nolacak de. de hadi yap bunu.

bir de kpss var, hayatımızda benim için önemli olan puanı. ama herkes için farklı anlam içeriyor. bazıları sorularını seviyor onun için sorularını satın alıyor. bazıları ritüelini seviyor her hafta sınava giremese rhatsız oluyor. öyle bir titreme bir huzursuzluk doluyor insanların içine. bende diyorum ki bana puanılazım. az kullanılmıs, ikinci el kpss puanı satın almak istiyorum.

bak bir fikrim daha var bu kpss pop quiz gibi olsa süper olur ha moruk. böyle işte yolda evde aniden yetkililer gelip sınavı yapıp gitseler. kopyanın önüne geçmiş oluruz. kim düzenli çalışıyor kim çalışmıyor çıkar ortaya. hele birde 2 vize 1 final +yaz okuluna 70 barajı ile girersen varya on numara sektör olur moruk.

bazen kendimi sorgulamak istiyorum. sorular sormak istiyorum kendime. ama haribden. karanlık odaya alacam kendimi sandalyeye oturtacam kafam armut ampulu asıp soracam, "olay saatinde nerdeydim" "tanığım varmı" gibi sorular sormak hevesindeyimde. şartlar olgunlaşmıyor o havayı yaratamıyorum bir türlü.

tatil planı yapmak kadar zor iş yok moruk harbiden.

dolmuşa bindiğimde ön cama 4 tane pusula yapıştırılmıştı. hani niye dört taneydi, araçta niye pusula vardı. şoför kendini bir deniz altının kaptanı gibimi görüyordu bilmiyorum ama araç farklı yönlere gittikçe farkına vardım ki 5. pusula şart, la bunların 4'üde bozuk.

bu arada başlık kpss iken şöyle bir şey vuku bulmuş vakti zamanında

yazımı burda noktalarken gaziantep üniversitesinden takipte olan vatandaşlara bir duyrum var. bahar döneminde bir TTnet etkinliği gerçekleştireceğiz sanırım burdan duyurmak istedim.

zararsız

Posted: by wildceno in Etiketler:
0


merhaba.

yazıya başlarken selam verme işini bir türlü oturtamadım. hep o kısımda takılıyorum. şimdi de merhaba dedim. geçenlerde bir yerde duydum; merhaba da benden size zarar gelmez demekmiş.

biri gelip ilk sana benden sana zarar gelmez diye başlasa nasıl kıllanırsın. nuri alço gibi, gazozuna şeker mi atmaz, meyhane merdivenlerinden aşağı itip bir kız daha kötü yola düştü deyip espiri mi yapmaz, yumurta sarısıyla şaka mı yapmaz.

hadi böyle düşünmüyorsun, buna ne diyeceksin "merhaba bu gece birlikte uyuyalım mı?"
noldu birden fikrinin değiştiğini hissediyorum.

bu arada yeni yıla nekadar az kaldı farkındamısın. yılbaşı akşamı olsada kopsak olayına karşıyım ben, her akşam kopmalı yılbaşı akşamı hesap yapmalı. düşünsene 2010 u bir daha göremiceksin, borcu varsa sana üstüne yatar bir daha alamazsın söylim. o akşam alacak verecek ne varsa hesaplaşıp defteri öyle kapatacaksın. hersene yeni yıldan beklentilerimizi söylüyoruz oda kabul edip geliyor, arkadaş benim beklentilerimi vermiceksen gelme değilmi.

üsteki pragraf biraz uzunca oldu sıkılmadan okudysan helal olsun, ama öyle deme içinde gizli sosyal mesajlarda var.

bu arada facebookda çocuklara uygulanan şiddete karşı eylemler yaptınız. niyet iyi ama işlevsiz be moruk. tabi temel reis bu, nelere kadir. höt deyince adamlar korkar kaçar. o da değilde şimdi siz elinizden geleni yapmışmı oluyorsunuz bu resimleri koyarak onu anlamdım. sosyal sorumluluk bumudur? bu arada herkes yapıor ama niye yaptığını bilmeyende çok var hatta niye yapıldığı hakkında 2-3 ayrı fikir de mevcut.

blog yazmak için en uygun yer dolmuş ben onu biliyorum. hani bazılaırnın kafası wc de çalışır benimkide dolmuşta çalışıyor. insanları orda gördükçe aklıma türlü türlü laflar geliyor. tabi eve gelip bloga yazana kadar unutyorum. dolmuşta kendi kendine sırıtan birini görürseniz ben olma ihtimalim var yani. bu arada favori dolmuşum gebze-harem.

uludağ uzaktan el sallıyor :))

dönüş

Posted: 5 Aralık 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0

...nabersin?

epey de oldu maşallah, görmeyeli serilmiş yaymışsın, gürbüzleşmişsin. en az bir 10 kilo almışsın öyle diyeyim.

bu arada epeyde yazmadım, her gürdüğünüz yerde "nettin moruk yazmıyon hiç, yoksa mı bırakıyon mu?" gibi sorular mailller faxlar smsler mmsler yağdı durdu aylar boyunca. baktım olcak gibi değil okuyucuya tepkisiz kalamadım.

şakala yok öyle iletişim yollarını kullananlar, bir iki kişi yolda görünce nettin hacı blog yazmıon gibi laf arası iki kelime etti. bekledim ki hani biride çıkar arkadaş bir blog vardı noldu der.

o değilde diğer yazar vatandaşlarımızda yok piyasada, arda malum antepe tramvay getirecem diye söz vermiş onunla uğraşıyor :D
diba ise en son duyduğumda çok sinirliydi, korktum dövecek beni diye, birde kızdan dayak yedi diyecekler dalga geçeceklerde, hepimizi döver cüneyti bile döver. burdan diba ya şanşlar dileyelim hep birlikte. evet ellerimizi birleştiriyoruz...

Bu arada pekçok sosyal ağı uzaklardan seviyorum artık, facebook olsun twitter olsun isterse friendfeed froumspirngi tanımıyorum zaten. Artık platonik takılacam bu mekanlarda, benim sadık yarim blogumdur dedim. bastım bağrıma.

Az önce yaşandı kavuşmamız, sele suya gitti ortalık. eski günlerden bahsettik. nostaji falan yaptık. bir birimeze eski şakalardan yaptık. ilk başta biraz soğukda olsa zamanın külleri çabuk kalktı üzerimizden. eski dostum, kadim insan. özlemişim seni.

bak sana sevdiğim yazılardan numuneler sunayım.

Gay
bu başlıkta hem sanal ağ-lemin (kelime oyunun farkına vardın mı?) sakat yanlarına, hemde hayattaki gerçekliklere ironik bir yaklaşım yapmışım.

thank you facebook
yine burda da tüm iternet bağlamında facebook'u almışım göz önüne demişim vay seni misin.

birde burdan yak
bu yazımda stresli keyfili afiilli öğrencilik günlerindeyim. mühendis öğrencinin proje sınav ve kültürel hayat ikileminde nasıl sıkıştığını inceliyoruz hep birlikte.bu yazıda da moruk bol bol okuldan kaçıyor.

değişmek lazım
bu yazıda ise hayatı bulacaksınız. aşk sevgi dostluk siyaset.

geceye nazır
anlatmaya kelimelerin yetmediği bu ayzı okunmaya en değer yazılardan

beni sorma ben iyiyim
eğer birde şiir ile konuyu noktalamak istersen dene bunu akşam yatmadan 1 doz al



Bu da izlenesi bir evlilik anatomisi

güne dair

Posted: 13 Eylül 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0

kaderciyiz halk olarak, kadere inanıp bekleriz sadece. düşünmek değil işimiz. hazır düşünülmüş şeyleri çok severiz. çoğu zaman hayallerimiz bile bizim değiildir, başka hikayelerdeki kahramanlar yerine koyarız kendimizi. hatta içinde olduğumuz durumu çoğu zaman başkalarının sözleriyle açıklarız.
can yücel ne demiş, üstat şöyle söylemiş. hep o hikayeledeki hayal
kahramanlar yerine koydunuz kendinizi, söylenmiş sözleri yaşanmış
aşkları kendinize biçtiniz başkalarının hayallerinde.
bir kez olsun
kendi yaşamınızdan size ait parçayı savunmadınız. bugunde öyle oldu. ve
bundan sonra yaşananlara sadece kader diyeceğiz. başkalarının
hayallerinde mutlu olup. günlerimizi hayatın etrafımızda bıraktığı
tozları kanıt göstererek dünyanın etrafımızda döndüğü savını ortaya
atacağız.



hayat

Posted: 9 Eylül 2010 Perşembe by wildceno in Etiketler:
0



moruk alemine saygılarımı sunmayı bir borç blirim. nasılsınız, naptınız ne ettiniz bayramın daha ilk gününde. bayramınız mübarek olsun, goçlar piliçler hep herkesinkni ayrı ayrı kutlarım.
öyle kafiyeli kafyeli bayram tümleçlerini israf etmim dedim, zaten gün boyu bayramı nerden lafı bağlayıpda kutlasam diye çırpınan bir sürü cümle sihirbazı yolamıştır onlardan.
ben sadede gelecemde bayram trafiği işte biraz uzadı.
şimdi yaşlara göre insan gelişimini incelicez hep beraber.
-iki yaşında yer çekimine kafa tutmaktı
-dört yaşında evin kapısından kaçmaktı
-0n yaşında mahalle maçlarında diğer mahalleye kafa tutmaktı
-ondört yaşında okula kafa tutmaktı
-onaltı yaşında isyanım var ulen deyip evdekilere kafa tutmaktı
-onsekiz yaşında tüm dünyaya kafa tutmaktı
-yirmi yaşında dini sorgulamaktı, hacıya hocaya kafa tutmaktı
-yirmiiki yaşına artık kimse umrunda olmakmaktı
HAYAT.
hayat çok güzeldi, bu zamana kadar bahşedilen en güzel hediye idi.
yirmibeş yaşında ise tüm herşeye şükretmek olduğunun farkına vardım.

sordum: yıldırım aşkına inanır mısın?
cevapladı: yıldırımdan korkarım ben.
hala arkama bakmaya korkuyorum.

önermeler-I

Posted: 5 Eylül 2010 Pazar by wildceno in
0

önerme 1: kadının psikopatının yanında 0.5u second dan fazla kamilcan hafız!

önerme 2:
yaz gelince "
arriva arriva andela andela yeeeepppaaaaaa" diye bağrarak tatile koşacaksın moruk! yoksa eylülde yanarım senin haline.

önerme 3: şeytanın bir silahı romantizim diye bakkala gidenlerin, eve 3 kilogram Eros oku ilen dönmesinden tırsar bu deli gönül!


önerme 4: şu fani dünyada bizimkilerden sonra dizi seyretmemiş insan bulamamaktır benim asıl efkarım hacı!

kilit

Posted: 3 Eylül 2010 Cuma by wildceno in Etiketler:
0


bloglarda iğrenç espirilerin bile gideri var hafız. misal normalde öle bir espiriyi yanımda yapsan seni şurdan 12. kattan aşağı E5'e fırlattırırım. ama bir blogda okuyunca gülümseyebiliyorum.

bu facebookta, yan tarafta "help a friend" başlığı altında, "suggest friends for him" yazıyorya, bu facebook bizi ne sandı böyle. töbe iki yüz verdik hemen şuna arkadaş ayarla buna kız bul. de geet geri bas

bu arada yukardaki afiş ikinci filmimiz KİLİT e ait dir deneme çalışmasıdır.
film hakkıda görüşler şöyle
new york zamanı: "absorbing" "afilli bişi"
washington postası: "accelently cool" "baban rahmet hacı, eline sağlık"
dallasın sesi: "most impressive film of last five years" "5 yıldır grubetteyim dostum, bizimkileri buldum bu filmde"
oxford flash tv: "i cant belive my eyes, what a film" "ben göremdim de bizimkiler gitmiş, iyi filmiş mahyk cdsi çıkca izlicem ben, en kötü torrente düşer zaten"
el cezire: "oh my god" "allah yardımcınız olsun, sizde o ışığı gördüm ben"

bu akşam üçnokta arasına koyasım yok eriniyorum hafız o derece.

paracard

Posted: 30 Ağustos 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0




ganrati diye bir banka var yaradan düşmanımı düşürmesin. bataklıktan fena çırpındıkça batıyorsun. bu bankada hesap açtırmak ibi bir aptallık yaptım. bankamatik için kart göndermeleri gerekiyorya olaylar bu bankamatik kartının gelme sürecine ilşkin.

hesap açtıralı 3hafta geçtikten sonra başlayan trafik şöyle devam etti, şubemle yaklaşık 4 telefon görüşmesi, birde müsteri temsilciliğiyle görüşme, birdefa bizzat şubeye gitmemle 1.5 ayı buldu. bu seferde internet üzernden şikayet formaları ve mailler göndermye başladım.
yukardaki resim granti bankası şikayet formu.

şöyle yazdım kendilerine
bankanız 1.5 ay süresinde parakartımı bana göndermeyi başaramadı. kimi kutlasam bilemedim. bu konuda yardımınız rica edecektm, acaba sizi mi kutlayayım, kuryenizi mi?

bunu da kuryenet'e mail olarak gönderdim.
Ben wildceno. Hizmetinizden son derece memun kaldığım için bu maili
size göndermeyi bir borç bildim. Garanti Bankasının bana gönderdiği para
kartımı 1.5 ay içersinde bana ulaştıramamış olmanız büyük başarı,
kutlarım. İnanın böyle büyük bir başarıyı kimlere söylesem bu mutluluğu
kimlerle paylaşsam bilemedim. Kartın son kullanım tarihnden önce bana
ulaştırmak gibi bir niyetiniz var mı? Yoksa benim kartımı ilerde
torunlarınıza göstermek için saklamayı mı düşünüyorsunuz?

bunarın ardından takribi 3 gün içinde teslim etmeyeyazmışlar

kurye işyerine ulaştırmış teslim etmiş ama. saolsun bizim güvenlikçi arkadaşlar benim telefonumaram onlarda yok die geri iade etmişler. yine hüsran. komple dalacam, ben bunlara, birde güvenlikçi kadın ile aramızda eçen konuşma
-merhaba, senin adın wildceno idi değilmi
-evet,
-geçen senin kart geldi de biz senin telefon numaran olmadığı için geri iade ettik onu
-höö, iyi yapmışsınız, valla süper.

daha sonra akşam kuryeneti aradım ama müşteri hizmetleri aradığım saatlerde çalışmaıkları için telefonu suratıma kapattı.
akabindeki hafta içi gün içerisinde başka bir telefon olayı ise şöyle.
kuryeneti aradım herkes bir baska subeye yönlendirdikten sonra 4. şubede biz onu teslim ettik dedi. sanırım başa dönücez. bu sonsuz döngüye girecek ondan korkuyorum

bir başka telefon konuşmasında ısrarla tekrar yönlendirme istedim.ve kart 2 gün içinde teslim edildi.
aradan bir kaç gün sonra, ganranti bankası beni düşündüğünden bana bir kredikartıda çıkarmış kartın akibetini şöyle öğrenik.
antepten kurye net yetkilisi aradı
bir adres söyledi ...kendisi benim adresimmiş. dünyaa öyle bir adres mevcutsa bile ben bilmiyorum en azından. benim antepte oturduğum tüm adresleri birleştirip bir adres yapmışlar. 2 mahahle 3 cadde türkçedeki en uzun apatman isminden oluşaun bir paragrafı adres olarak tayin etmişler bana. çok duygulandım çok gurulandım da, garanti bankası benim gaziantepteki geçmişime nasıl ulaşmış, zira ben antepteykenbu gankayla işim olmadı veya daha sonra bakada antepteki geçmişimden bahsettiğimi ahatırlamıyorum. hani ulaştıysa beni niye ordan aramaya başlamış, türk filmi gibi, kurye netin elinede sunnetlik fotoğrafımı verip beni aramasınımı söylemiş merak ettim doğrusu. acaba kuryenete doğum izlerimden tanıya bileceğinide söylemiş midir?
bu ara kartın iadesini istedim daha fazlasına kalbim dayanmayacak. garanti bankasından bir kart daha alamam

patron-III

Posted: 26 Ağustos 2010 Perşembe by wildceno in Etiketler: ,
0

previously on patron


ilerlerken çarptığı sandalyenin yere düşmesini göz ucuyla takip etti ve bir adım daha atarak camın kenarına geldi. yavasça camdaki buharı sildi, silmek istediği aslında buğulanan gözleri mi yoksa son 6 yılda hayatınadüşen gölgelermiydi bilemedi.
önce öylece baktı dişlerini ve yumruklarını sıktı, sinirlerine ve öfkesine nasıl hakim olmaya çalışıyordu. sonra çam ağacının dibindeki masada ağaca yaslanmış sigara içen hakkı'yı fark etti, kimse bu masada öyle yayılarak oturmazdı. aslında tam olarak oturmada denmezdi. oturcaklara uzunca oturup ağaca yaslanır ayaklarını yukarı masanın üzerine atar, hakki koçuğunun kapşonunu kafaya çeker ve dünyanın en önemli işini yapar gibi sigarasını içerdi.

sigarasından bir derin nefes daha aldı, çam dallarının arasından gökyüzünü seçmeye çalışarak üfledi. sigarayı başparmağı ve orta parmağının arasına sıkıştırarak ileriye doğru fırlattı. arkadan gelen sesleri duysada bunları önemseyip hiç kıpırdamadı bile. yerlerdeki ağaç yapraklarının çıkartıkları sesleri seviyordu. ama onu mutlu etmek için daha falza dökülmüş yaprak lazımdı. zaten bunlara ona göre zaten ağaç da değildi. ancak ağaçcıklar olabilirdi.

"naber moruk, yayılmışsın yine mekanına" dedi musa, hakkının karsına otururken. aslında hakkı onun gıcık aldığı tipik özelliklerin hepsine sahipti ama, bu çocukla garip birşekilde çok iyi anlaşıyordu.
"ne olsun moruk, geldik yine işte, neyaplım" diye geçiştirdi.
-başın saolsun tekrar.
-dostlar saolsun. hafifçe yerinden sallanarak masanın üzerindeki paketti sallayarak iki sigara çıkarttı ve musaya uzattı, birer sigara yaktılar.
"eee sen neyaptın anlatsana" diyerek doğruldu başını masaya koyduğu kolları arasına aldıı. bu halile onu uzaktan gören tinerciye bile benzetebilirdi.
"bilidndik hikayeler, pedere resti çektim geldim işte" dedi musa. eskiden böyle şeyleri pek tiye alırlar saatlerce geyik yaparlardı ama, bu sefer ikiside geyik yapmak niyetinde değillerdi.
sigaradan derin bir nefes aldıktan sonra hakkıya gözlerini kaldırarak baktı,
- baksana.... duraksadı.
hafiçe başını kollarının arasından kaldıran hakkı musaya doğru baktı ve sigaranın gri dumanını üfledi.
-boş ver.. deyip masadan kaltı musa. artık ne diyeceğinden ve ne yapacağından pekde emin değildi.



ramazanı şerifleriniz hayrola

Posted: 25 Ağustos 2010 Çarşamba by wildceno in Etiketler:
0


ramazan ayı malumunuz efenim, dolasıyle bu ayın gelenek ve göreneklerinden bahsetmez isek hicap etmiş oluruz efenim.
bu ayın en büyük geleneği "nerrrdeeee eski ramazanlar" demekten geçer. peşine de şu mısralar vuku bulmaz isler "eskiden ramazanlar böylemiydi.." pekde hoş ayılmazlar.
yanlız bir de yeni geleneklerimiz var. bu ayda facebooktan konu ile alakalı videolar yazılar resimler paylaşmak geleneklerimiz arasına yerini alrıken. kutlama mesajlarının yerinden zaten bahetmicem.misal yukardaki karikatürü göremyen kalmamıştır.
baya ciddi bir giriş oldu hafız ramazandan olsa gerek. şekeri düşüyor insanın ondan sanırım.
----
sizlere bunları demet demet sunacaktım ama ilk malzemem gidince hevesim kaçtı. ( yukardaki paragrafı önceden yazmıstım). malzeme malumunuz facebooktandı. arkadaşın biri paylaşmış saolsun, sevmiştimdir hep palaşan arkadaşları. bir ara en paylaşımcı, en sağlam paylaşımcı en boş beleş paylaşımcı arkadaşları liste ahlinde afişe edeceğim.
vatandaş profilini silmek ve veya beni engellmek yöntemlerinden birine başvurarak videoya erişimimi ortandan kaldırmak bir vesilesiyle. (bu kelimeler bu gece merak saldım anlasılan) tüm blog yazma hevesimin de içine etmiş bulunmaktadır.
---{1saat sonra edit}
işte vidyolara dair kısa özetler
ilk videomuz kamu araştırması yapan bir televizyona ait soru Türkiye'de ilk önce nerde oruç açılır?
gençlerimiz yaşlılarımız, tabi kongreye yoğun ilgi göstermişlerdir.ilk belirlemelere göre izdiham sonucunda 2 kişi havale geçirerek en yakın sağlık evine gönderilmiştir. sağlık evine ulaşamayan ekipler 2 kişiyi cami avulsuna, üzerine not bırakarak terk etmişlerdir.

kongrede bir birinden ilginç araştırmaların sonuclarını açıklayan yerel halkımız, isveçli bilim adamlarına taş çıkartan sonuçları gözler önüne sermişlerdir. kongreye tokattan katılan ve alfabe üzerine araştırma geliştirmeler yapan sayın talat harfsayan a harfiye başlayan ilk ilimizin tokat olduğunu ortaya koymuştur.
bir sonraki katılımcı şimşek yurtseven ise coğrafi ve histoloji ayrıca astronomi biliminden yararlanarak istanbulun Türkiye'ninkalbi ve en doğusundaki şehirlerinden olabilirken batıya yakınlığıylada göz doldurudğunu belirtmiştir. ayrıca sayın yurtseven istanbula gerekirse ileri uçta ikilinin arkasında da oynatılabileceğini bu bakımdan çok emhemiyet arz ettiğini sözlerine ekelemiştir.

bir diğer vidyomuz ise geçlerimizi yakınan ilgilendiren halk arasında cs olarak tabir edilen counter strike savaşından gelen son haberler ile ilgilidir. elcezire istanbul muhabirlerinden alıdığımız bilgilere göre dust_2 ateşkes antlaşması için bir araya elen eşkiya ve eşkiya sevmeyenler timi dust_2 yerel saatine göre saat 20:03 de iftar yemeği için bir araya gelerek konuyu masaya aytırdılar. bir ara iftar için top patladığında gergin anlar yaşansada, alınan bilgilere göre bu gerginlik kısa süre de atlatıldı.

haberlere ilişkin detaylı bilgiler ana haber bültenlerinde

{4 saat sonra edit}


bak dayanamadım gene araşırdım buldum senin için

karla bonoff all my life dinle kendine gel {buda bonus}




{4ucuk saat sonra edit}
[bu arada blog yazarım diba'dan haber alamayalı aylar olmuştur, hayati durumundan endişe etmekteyim. nerdesin moruk diyorun kenisine]


{4 kaçık saat sonra edit}
bu arada patrona en kısa zamanda dönüş yapıyorum. eski sayılar burdan
patron II
patron I

facebooksal

Posted: 28 Temmuz 2010 Çarşamba by wildceno in Etiketler:
0


...bu facebook hep kendince oyunlar oynardı, bunları dile getirip facebooku şımartmak niyetinde değildim epeydir. ama kendini aştı artık, yeni yöntemler peşine düştü deyyus. eskiden böyle ufak minik şeyler peşindeydi, kendince çöpçatanlık, reklam falan yapıp eğleniyordu. kenadar hatunlar gösterip, "bak hafız abu taş senin arkadaşın olabilir, hele bir bak bakem" diyordu. şimdi resmen bizi aptal yerine koyuyor bu melet. bak yukarda da görüldüğü üzere kendime bir mesaj göndermişim. artık iş güç tabi kendimle başbaşa kalamadım şöyle uzun zamandır, bir görüşüp halleşemedim. anca facebooktan mesajlaşıyorum kendimle =) . türk kızları buna "te allam ya" diyor...

...pek rüya görmek gibi bir alışkanlığım yoktur, ayda yılda bir bilemedin ikikez görürüm, neyse uzatma. biri "moruk dün gece bir rüya gördüm. alf gelmiş beni yiyordu, meğer alf zombi imiş..." yada " hafız dün gece rüyamda, beyonceyi gördüm, hatun gerçekte televiyondakinden daha güzelmiş lan" deyu anlattıklarında hep boynumu büker kalırım, "bende şunu gördüm ruyamda" diyememenin hüznünü yaşarım hep. ama dün gece bir rüya gördüm. ayda yılda bir rüya görmüşüm koşup anlatacam, ulan borumu enson nezaman görmüşüm ben rüyayı. hemen sabah telefonundan işin uzmanına anlatim dedim. aradım annemi, hemen giriştim söze, şu şöyle oldu bu böyle oldu. annemde her söylediğimin ardından "xxx görmek iyidir, xx gören şöyle olur derler" "yyy görmeyi iyi saymazlar" annem böyle yorumladıkça ben daha bir heyancalanıyorum, rüya gördüm tüm geleceğimi öğrenecem sanıyorum, bir heyacan bir heyacan. en son geçen replikler şöyle:
- balta adamın boğazına girdi.
-kan çıktımı?
-çıktı tabi, boğaza girince, kan çıkmıyormu normalde, ne bilim hani rüyanın yanbancısıyım ben, bende çıktı.
-dalga geçme, kan çıktıysa rüya bozulur.
- nedemek rüya bozulur?
-rüya bozulur işte, kan rüyayı bozar, öyle derler.
-anne ne diyon sen, ayda yılda bir rüya gördük nasıl bozulur, bir git işine, niye bozulsun ki,
- bozulur işte..

bilmediğin işe karışmayacaksın işte, ben ne bilim rüyada kan görmememiz gerektiğini, bilseydim hiç bakarmıydım kandan tarafa. ayda yılda bir rüya görelim dedik onuda elimize yüzümüze bulaştırmışız, görememişiz. içimde uhte olarak kaldı buda. ama ilk anneme anlatmm kötü oldu. en azından önden bir kaç kişiye anlatıp, ben de rüya gördüm deseydim :D ...

daily noc report

Posted: 25 Temmuz 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0

... az önce bu blogger denen zamazingo bana bişeyler sundu bilmeden okumadan he rafık sen öle diyosan öle olsun didim. sonra bir saçmalıklar çıkacağının fakına geçte olsa vardım. blogun orasından burasından abidik gubidik bişeyler çıkarsa bilki ben yanlışlıkla yaptım...

...bir işe girdim hafız, işin tanımını hele bir anlatayım bak. şimdi şöyle, " Network Oparation Control Front Office Engineer" diye afiilli bir adı var kısaca ingilizlerin deyimiyle " monitoring" bildiğin "dikizleme" oluyor bu moruk. "hafız sen iyi bakıon, bakınca öle boş boş bakmıyon, işin tekniğiyle bakıyon" dediler. geldik burda işe başladık şimdi dizkileme mühendisi olduk. yarın bugun beni görürseniz ne bakıyon falan demeyin, acayip bozarım, peşin olarak söyleyeyim. bize bak diye para veriyorlar ona göre hafız ayağını denk al...

...facebookda elemanlar (ki onlar benim arkadaşlarım olur) yemiyor içmiyor, akşam demiyor sabah demiyor paylaşıyor. bende karar verdim facebookuda monitor edeceğim. işimiz bu nede olsa. vereceğim ayarı, facebookun top 5 listesi. günün en iyi paylaşımları en kötü paylaşımları, en paylaşımcı arkadaşları, en dost canlısı arkadaşları bu yöntemle ifşa edeceğim. metoroloji işleri gibi dünlük raporlar haline getireceğim. ne dersin ?...

...hafız ıstanbul büük şeeer valla, daşı dopra altun...

...eve su aboneliği almaktan vaz geçtim, sabah su faurası gelince. baktım daha abone olmadan fatura geliyor. "demek ben yanlış biliyorum" dedim olayı...

...bazen blogda teknik terimler içeren espirler yapasım geliyor, öyle baktıkça kendi kendime ve meslektaşlarımla beraber gülebileceğim cinsten. o derecede bencilim aslında.aha bak başlığıda öyle bir gizledim..

... evet böylede pis bir olgu var meslek gruplarının arasında. misal 3-5 doktor bir araya gelsin konuşup gülmeye başlarlar ama sen ne dediklerinden bir cacık anlamazsın, reçete gibi konuşuyor elemanlar. oysaki öğretmenler öylemi, onlar gelip seninle konuşurlar, espirlerini yaparlar gülerler sen bir cacık anlmazsın. mühendisler garip yaratıklar napacağı belli olmaz, sen sen ol uzak dur hafız...

mümkemmeliyet

Posted: 18 Temmuz 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0




güzel bir kelime değilmi uzaktan bakınca, hele öle uzak durma yabancı gibi, al diline şöle bir iki söyle, bak bakalım ne kadar sana yatkın.
nutuk atıp konuşmaya gelince, mangalda kül bırakmayanlar ordusu biz, nekadar mükemmeliz değilmi? cümle şöyle başlar " kimse dört dörtlük değil şinasican, misal benimde bir sürü hatam oldu, geçen...." ve konuşur gideriz. yanlız kendi hatamızı anlatınca öle bir hava veririz ki, bu hatayı yapmaya bizi hayat itmiş sanki. ama biz bunu yaptıktan sonra farkına varmamız tüm yapılanların ötesinde bir olay ve önemli olan sadece bu deriz kısaca. başta dedik ya kimse dört dörtlük değil ama ben hata yapsam bile onun farkına varacak kadar erdemli mükemmeli yakalamış biriyim deriz.
kısaca kibir. ne afilli üstüne basa basa söyleriz bu kelimeyide ha, nasılsa başkasına söylüyoruz ya. ama asla üstümüze alınmayız. misal ben hiç kibirli değilimdir. bak kibir kelimesinide cümle içinde kullandım.

kendimizi hep haklı görüyoruz. bak sana bir olayı anlatayım. gece saat 1i hafif geçmiş, üniversite civarında bir döner kafeye gittik st ile beraber. dışarıya oturup birer dürüm söyledik. yan masada bir polis ekibi ve kafenin sahibi oturmuş, yemeklerinin üstüne çay sigara keyfi yapıyorlardı, polislerden iri göbekli olan epey eski görünüyordu işinde. masanın karşısında tek oturuyordu ve elindeki sigaraya puro muamelesi yapıyordu. kafenin sahibi ise bitmez tükenmez kahramanlık cesaret dolu hikayelerinden birini anlatyordu, bazen bir elini havada daireler cizerek atmosveri yaşatmaya çalışıyordu. st ve bende kendi halimizde dünyayı kurtaracak olan, online oyunlardan biri üzerinde ulvi bir tartışmaya girmiştik.

kafenin bahçesindeki masalarda bunlar olurken, içerde çalışanlar tüm günün yoğunluğundan sonra eve bir an önce gitmek isterken artık yorgunluğun getirdiği rehavetle iş yapmak istemiyorlardı, onlarında çeneleri düşmüştü. zaman biraz böyle ilerledikten sonra, bir kız diğer kapıdan içeri girdi, ve bir paket döner siparişi verdi.
bak burayı biraz irdelemeden edemeyeceğim, hangi esnaf olursa olsun içeri bir bayan girerse hemen ona hizmet verilir, ve hep kibarlaşılır, normalde self servis olan yerler bir anda masadan sipariş alır. ulan tüm çalışanlar aynı anda kızlara yavşar. kızlarında bu hoşuna gider. neyse yine böyle bir durum gerçekleşti, bizim yarım saattir gelmeyen dürümler dururken, kız içerden 5dk içersinde elinde paketiyle çıktı.
allah allah, bana gün doğdu. zaten heran fırça atma potansiyelimi yanımda taşıyorum, gecenin bir yarısı açım, kan şekerim düşmüş, aklım fırlamış ve benim dönerlerim gelmemişken, benden çok sonra gelen müsteri siparişini alıp çıkıyor. yıkarım orayı, yangın yerine çevirir akılları baştan alırım. (bak kendimi haklı görmek için nekadar çok nedenim var). oturduğun yerden bir bağırmaya başlarsın. tüm kafe aynı anda bizim siparişi hazırlamaya koyulur. yarım saatten fazladır gelmeyen dürümler iki dakika içinde servis edilir.
tabi ben böyle an kovalıyorum, polisde polis olduğunu belli etmek için böyle anlar kovalıyor. iri göbekli polis, bir eli masada bir elinde sigara, kafasını zorlanarak bana doğru çevirdi "genç" (hop olum burda biz varız tonunda) diye seslendi iki defa. döndüm, "efendim" (ne var lan tonunda) dedim. "senin şeker hastalığın mı var" ( kafadan sakatmısın, açıktın iki dk gözün döndü, akıllı ol tadında) dedi. "evet var, acıkınca başım ağrıyor" (acıkınca cümle alem gelse tanımam tadında) dedim. bu tatlı sohbet kısa sürdü. biz ikinci dürümleride söyledik, hızla geldiler yedik. bu arada polisler uzaklaşınca patron arkalarından tomarla laf etti bunlarda (adamı tadında)vesaire.

şimdi gelelim kıssadan hisseye.
ben ağa; "müşteriyim ulan ben, benim yemeğim hemen istediğim şekilde gelecek, para veriorum ben buraya. akıllı olun bana yanlış yapmayın"
patron ağa; "tüm buralar benim, ben buzamana kadar neler gördüm geçirdim. kimseye de boyun bükmem. eskiden buralar dutluktu"
çalışanlar ağa; "akşama kadar çalışıyoruz, ulan ben olmasam bura işlemez ha"
polis ağa; "bak ben bu işe yıllarımı verdim, tüm bu memlekette güvende yaşıyorsanız bizim sayemizde, akşam akşam adamı hasta etmeyin, almim içeri"
st ağa; "olum varya ben bu oyunun kitabını yazdım, teee"
kız ağa; "gencim güzelim, sizi ezerim"
yoldan geçen motorcu ağalar; "eyt motorun sesini duyuyormusun, hızlı yaşıyoruz acayibiz olum, biz varya bir manyağız bir manyağız"

bak gördüğün gibi herkes ağa herkes haklı, herkes mükemmel, ne güzel dünya yanlış yapan hiç kimse yok sorun yok dibi delik dünyada. birde kahpe felek dersiniz, aklınıza yanarım sizin.

kibirli insaları parmakla gösterip, rencide ederken nekadarda çok seviyoruz kibiri. iki yüzlüyüz lan biz resmen.

aylık rapor

Posted: 17 Temmuz 2010 Cumartesi by wildceno in Etiketler:
0


...diba yeni yeni demişti. oda yeni birşeyler pesşinde olması lazım, pek haberim yok ama oda bu aralar misak-ı milli sınırlarına girdi herlde, takipte edemedim, bir yanlış bilgilendirme olursa, asparagas haberler veriosun diye adımıda çıkarma sakın, neyse sözün kısa yanı; diba'yada başarılar yeni düzeninde...

...dinledin mi? gaga'nın alejandro diye bir parçası var, alejandro, fernando falan deyip duruyor. gaga türkçe parçanın coverını yapmış resmen. bizim bir türkümüz vardı "menşure diye diye , fadime diyemedim, fadime diye diye , asiye diyemedim" hatırladın mı?...

...bugün "evden işe işten eve gidip geliyoruz işte napalım" deyimini kullanabilmek için belediyeye başvuracağım, lazım olacak zira...

...asıl o deyim değilde zamazingo kelimesini cümle içinde kullanasım var bugün hemde acayip bir biçimde engel olamıyorum kendime...

...bazı işler vardır, böle öle kasvetli zor işler olduğunu sanırsın ki, hep gıpta edersin, "vay be bu adamlar haribden süperler olm, acayip bişey lan bu" deyu verirsin. sonra bir şekilde için iç yüzünü öğrenince nasıl bir özgüven yükselmesi olur, bir anda götün olumpusa yükseliverir. heleki vatandaşın biri gelip yukarıdaki cümleyi yanında kurarsa hemen kasılıp anlatmaya başlarsın ya, nasıl bir ironicikdir değilmi?...

...haribden değil mi? emin misin?...

...bu arada aramızda kalsın bu aralar anarşik bir duruşum var, devletin tüm prosedürlerini al aşağı edesim var. kendimi bazen aziz nesin hikayelerinde hissediyorum, hele devlet dairesinde işim varsa. ulan bir elektrik bağlatamadım eve prosedürler yüzünden. o oraya bu şuraya gönderiyor, bir akşama kadar elimde evraklar sadece o daire senin bu daire benim, dolaştım durdum...

...benden sana tavsiye bak, çok çalışırla bunlar diye çinliyi işe alma, adamlar yanında ayna taşısa kaç kişi işe gelmiş anlayamazsın...

...benim bankalarla aram hiç iyi değil, hiç benim istediğim olmuyor, hep banka çalışanlarının istediği oluyor, müsteri kim onu çözemedim tekrar gözden geçireceğim. kredi kartımı iptal ettirmek isterim ettiremem, emeklilik yatırımı yap derler yok derim, mecbur yaptırırım, düşün annemin kızlık soyadını bile çalışan kadın kendi istediği gibi yazmış, sonra ben bunu böle yazdım haberin olsun, sıkıntı olursa sonra değiştirirsin diyor. hafız benden sana tavsiye mahalle bankerinden vazgeçme...

...bu hafta tatil haftam, öle tatile cıktığım için falan değil ha yanlış anlama. öle denk geldi. şimdi hafta sonu önceki haftadan dolayı hafta tatilim, pazartesi çalşıyorum, salı gece shiftindeyim gündüz tatik, çarşamba sabah işten yeni çıktığım için tatil, perşembe hafta tatilim. bildiğin tatil yani...

...arkadaşın biri, ne iş yapıyorsun diye sordu, anlattım, oturuyorum, kahve alıp içiyorum, çalışanları seyrediyorum, öğlen yemeğe gidiyorum, oturuyprum falan, arada da dışarıya sigaraya çıkanlara eşlik ediyorum diye. eylendi benle "olm sen ora patronun oğlu pozisyonuna mı girdin" deyu...

...o değilde hafız, yanlız kalmak sıkıcı bir olay, eskiden kalırdım yanlızda, alışmışım ben kalabalığa, sevmiyorum, tek tabanca olayını...

... bu yazıya başlık koyma olayından da hiç hazzetmedim hafız, bilgin olsun diye şeyettim...

yeni yeni yeni...

Posted: 5 Temmuz 2010 Pazartesi by diba in Etiketler:
1

Bazı insanlar için hafta başı her zaman ki gibi monoton bir günün başlangıcı olarak düşünülür...

Bazıları içinse...

Yeni bir başlangıç ... Benim için değil çok yakın arkadaşım için...

Kelimeler aklımda dolanıp duruyor ama şu anda toparlıyamıyorum galiba o yüzden söylemek istediğim umarım hayatta hep böyle karşına güzel fırsatlar çıkar ...

İlk izlenimlerini merakla bekliyorum.

Yeni bir başlangıç, yeni bir şehir , yepyeni insanlar ve arkasından da harika başarılar getirmesini diliyorum Moruk. Tecrübelere dikkat... :)

Güne güzel başlaman dileğiyle ...

kim demiş ne demiş ne zaman demiş yav

Posted: 27 Haziran 2010 Pazar by diba in Etiketler:
1

Ya şimdi son yazını okudum. hoşuma gitti eee dedim birde yorum yapıyım aslında uzun uzadıya yazmak yerine sadece şunu :) yapacaktım.
Yaptımda...
Neyse yorumu gönderdim. Eee sonra baktım ki 'Diba dedi ki' oldu moruk bu bizden kaynaklı bir hata mı çünkü ben bişi demedim yani o anda insanı garip bir psikoloji alıyo kardeşim ... Ne diyon sen be dedim, ne yazmışım hayır uyku tutmadı tamam ama iyiyim yani gözler normal ayarında.
Sonra düşündüm acaba yazsamıydım bişiler ımm yok ama orada ki bir ifade şimdi bu niye '''dedi ki''' diye yazıo ki.
Hani illa bişe demek mi lazım yoooo ... Sonradan insanın lan şöyle mi yazsaydım acaba gibi bir hisse kapılması ...

Sonra dedim orada ne halin varsa gör... yaz,çiz hatta istersen kes-yapıştır falan gibi ifadeler olsaydı daha mı yaratıcı olurdu.
Hani o ilham dedikleri arkadaş insana gelir, farklı bakış açıları mı yansıtırlardı diye düşünmeden edemedim yorum yapan arkadaşlar için.
***Akıl sağlığımıda düşünüyorum merak etme. :) ( bak yine yaptım hehehe )

Bu yazının sonu gelmez belki de gelir ama benim uykumun daha önce geldiği kesin yani. Bu dedi ki olayını sonra konuşalım.

Neden bu kadar taktın dersen eğer psikolojime ver sen ... Bu aralar bir çok şeyi onun üstüne atıp ben sıyrılmaya çalışıyorum.

kısaca 3 gün

Posted: 20 Haziran 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0




.. hemen söylim aslında 3 gün değil, ama sende üçün beşin lafını edecek birine benzemiyorsun hani...


...hani derlerya engüzel zamanlarınız bu öğrencilik yılları, yok değil paşam külliyen yalan. neresi biliyor musun? öğrencilik bitipte bittiğini ve artık iş bulmanın (aslında aramanın) kaçınılmaz olduğunu anlmaya başladığın o kısa süre. hani böyle hayatın yatak, mutfak masası, izliyorsan televiyon kumandası, kumsal arasındaki yollarda geçiyorya. ha işte hayatın en keyifli anları, ağız kulaklara kadar açık, resmen ayran delisi modu on. böyle atıyorsun orta yaşa ilk adımlarını, ilk belirti tembellikten oluşan göbecik, ha sonra akabın domuck olursa sorumlusu ben değilim söylim. ben mi? nerdemiyim? bu duruma başlayalı yeni ben diyeyim 3 sende 5 gün oldu...


...tabi böyle keyif pezevenkliğine soyununca ibiş faturaları yatırmayı unuttu ( daha önce de vakti olmadığından yatırmıyordu) şimdi evinde internet, elektrik binimum teknoloji yok, aha bunlarıda hala ödemediğim faturaları düşünerek internet kafeden giriyorum...


... şu cv midir resume midir yoksa özgeçmişmidir nedir, onlarıda hazırlmaya koyuldum, arkadaş bukadar egzantirik bir olay yok. bence adını soy adını yaz yolla böle kart vizit gibi hem daha afilli olur . yanlışmıyım ? yanlışsam yanlışsın de...


...madem öyle kendi yanlışımla baş başa bırak beni arada...


...günahını mı aldım ha yoksa?...


...bak özelden hiç basetmem, sana bir soru? ama ,içten böyle. biri var sen küçükken, sana çok bakmış emeği cok geçmiş, altına varıncaya kadar temizlemiş, bir nevi süt anne misali davranmış. ama sonra bir zaman içersinde seni çileden çıkarttan bişeyler yapmış ve sen konuşmak istemiyorsun.aradan yıllar geçiyor. ve birileri senin yanına gitiriyor, gelmesine izin verir misin?...


...bak herkes, kendini normal insanlardan farklı sanıyor, sende bende. peki fark nerde? normal insanın özellikleri ne?..


Yakışıklıma...

Posted: by diba in Etiketler:
1

2 gün önce mutfakta ev arkadaşım Irıs'le beraber yiyecek bişiler hazırlıyorduk.

Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken ... Bi an dalıp gitmişim...

Yazların babamın yanına gittiğimde akşamları beraber mutfağa girip yemek yaparız. İzmir'in yeşilliğe olan zenginliğini hiç bir yerde göremezsiniz.
Babamın, yeşilliğin olmadığı ve yapılan yemek, salata vs. içinde sarımsak olmadığı sofraya oturduğunu hiç görmedim.

Yapmış olduğu bütün yemekleri,salataları acaba bunun arkası var mı diye düşünmeden edemezsiniz.

Lokantamız yok bir şeyin reklamını yapmıyorum.

Kendimiz yapıp kendimiz yiyoruz. Aslında daha çok babam yapıyor. :)

Yemeği kendisi yemekten çok birinin yaptığu yemekleri yemesi onu daha çok mutlu ediyor.
Bende yedikçe mutlu oluyorum.

Konu buradan nereye geldi şimdi dimi...

İris mutfağın bi köşesinde patates soyarken bende buzdolabını açıp yoğurt ve havuç çıkardım. Tabii ki sarımsakları unutmadım.

Sarımsakları soyarken sanki kulağıma bir ses fısıldadı '''' Kalimerom sarımsakları soyar mısın''''' ?

Sanki İzmir'de ki evimizin mutfağında babamla salata yapıyordum. 2 diş sarımsak ve kokusu... ( Bir çok insan kokusundan rahatsız olsada benim her öğün yemekten çekinmeyeceğim harika bir tat.)

Daha sonra Irıs'in neden gülümsüyorsun demesi ile kendime geldim... Babam buradaydı dedim ...

Ufacık bir şey bile insanı alıp götürebiliyor özlediği zamanlara...

(salatam güzel oldu. :)... )

Canım,
Babalar günün kutlu olsun.

Seni çok SEVİYORUM.

Küçük kızından... Kahramanına...

kuş bakışı

Posted: 18 Haziran 2010 Cuma by wildceno in Etiketler:
4


...bilmem, bilir misin? izleyicilerimi görmek istediğimde, "engellenen izleyicileri göster" şeklinde bir button çıktı. kendimden şüphe ettim, "ben kimseyi engellediğimi hatırlamıyorum". "acaba şizofrenmiyim lan, koskoca google beni kandıracak değilya" didim, tıkladım. "Hiçbir izleyiciyi engellemediniz" yazısıyla karşılaşınca nekadar sevindim bilemezsin, böyle kendimi insan dostu hissettim, cana yakın öle sevgi pıtırcığı bir insan doğdu içimde. içimdeki çocuk aldı başını yürüdü yürüdü yürüdü... yok sonra herkes farkına vardı oturdu geriki deliğin üzerine, öle cool tavırlar falan yemez kimseye zaten topu topu iki kişi izleyici kitleciğimiz...

...bazen merak ettiğim konu şu oluyor, acaba okuyanlar yazara dikkat ediyorlarmı? hani biz burda 2+1 yazarız hani en çok ben yazsamda...

...deki bunu nerden çıkardın okuyan okuyor işte ne anladığından sana ne? mühim birine (anlarsın) blog yazıyrum falan dedim, tuttu oda adresi aldı okuyacakmış nesine gerekse. onun ayırt edememesinden endişe duyuyorum...

...bak sana yazarları bir birinden ayrıt etmek için özellikler sunayım:
(ha dersen ki gerek yok ben yazar: ... kısmını zaten okuyorum orda isim yazıyor dersen, alt maddeye geçmekte özgürsün biz seni pek tutmayalım.)

şimdi arda zaten yazmadığı için onun öle bir ayırt edici özelliğini bende bulamadım

ben: başlıklar ve metnin tamamı dahil büyük harf kullanmam, vurgulamak istediğim kelimeler hariç. oldum olası sevmedim ben bu büyük harfleri. niye ayrımcılık yapıyorsunuz kardeşim.
ayrıca kullandığım etiketler genelde hep "geyik, gilgisayar, kampus, facebook, estantene" dir.
genelde bir fotoğraf yada resim de koyarım başaki sadece yazı okuyormuş gibi hissetme kendini, ilkokul çocuğu gibi sevindirmek isterim hep seni.
kısa kısa bişeyler anlatacaksam ... yazı... şeklini kullanırım.

diba: kafaya estikçe yazar
büyük harf olayına dikkat eder.
...(üçnokta) lazım olduysa kullanır mazalah israf etmez.
yazıları kısadır. kelimeleri de israf etmez
(farkına vardımda diba aslında sen tutumlu biriymişsin ha!)
her yazıya yeni bir etiket kullanır.
yazıya başlık koymasada olur





Posted: 10 Haziran 2010 Perşembe by diba in Etiketler:
2

Kadın hastanede doğum yapacak.

Adam yerinde duramaz bir sağa bir sola yürümektedir

Biraz zaman geçer ve müjdeli haber hemşireden gelir.

- Tebrikler oğlunuz oldu.

Adam bağırır, oğlum oldu... oğlum oldu...

Sonra etrafta başlar konuşmaya ; - Erkek adamın erkek evladı olur.

Çocuk büyür ... Top olur. :)

......................................... Gerisini yazmaya luzüm yok moruk konunun devamı geliyorda sonu gelmiyor bir türlü...

gay

Posted: 9 Haziran 2010 Çarşamba by wildceno in Etiketler:
0


yasal uyarı: burda yazar samimi bir şekilde iç döküp dertleşmektedir.

facebook yaptın yine olayını demek istiyorum, sonra burdan tüm okuyanlara, olmadı müsadenizle eşe dosta teyze hala artık ne varsa onlara da selam yollim

bu konuda diba ilede epeyce konuşmuştuk cinsel tercih nedir ne değildir. homoseksüel tutumlar, biseksüel tutumlar. kişisel olarak ben pek umursamam kimin nasıl takıldığını. isteyen istediği gibi arkadaş. hani bir yerde alan razı veren razı sana noluyor ..... ağızı diye düşünürüm ben karışanlara.

bu arada gün gelirde bu konuda yazacağımda hiç gelmezdi aklıma, ki bu aralar pek yazamazken bu konu pekde lazım değildi hani.

gelelim sebebi ziyaretimize, daha öncede buna benzer olaylar yaşamıştım ama bu facebookun olayı farklı. hani dert dökücem madem biraz itraf edeyim facebook a girdiğimde yaptığım iki işten birincisi beni arkadaş olarak ekleyen varmı, diye kontrol etmek, ikincisi ise reklamları saldırgan olarak işretlemek. arkadaş olayını biraz beklenti içersine sokmuşum sanırım burda sürü piskolojisine yavaş yavaş ayak uyduruyor gibiyim, 2 hafta sonra farm ville sokaklarında dolaşa bilirim dikkatli olun.

he dicen ki moruk konu noldu oraya gel, elemanın biri eklemiş beni adı xxx olsun. aa sevindim evde çılgın kopardım, havai fişekler falan. baktım tanımıyorum, profile baktım infoda pek birşey yok. arkadaş listesini gösterirkenki ilk 6 kişinin tamamı erkekti "lan" dedim, ve farkına vardım ki bunların üçü vucut resmi tırsmaya başladım. içim titredi resmen, "yoksa" dedim. "hayırrrr" diye çığlık atacağım oldu sonraya sakladım, israf etmeyeli müsrifliğin lüzümü yok.

duvar sayfasına geçtim. aşağıya doğru ilerlerken ki karşılaştığım görüntü şöyle.
xxx likes ERKEK ADAMIN ERKEK SEVGILISI OLUR
xxx likes Çocuk Pornosuna HAYIR
xxx likes boy for guy
xxx likes TUNISINO♂ MEN
hani tamam saygılıyız arkadaşta bana sarkmadıkça. merakta etmiyor değilim böyle başıma geldikçe, çekiçi bir yanım mı var anlamdım. hani sende onlarla aynı görüşteysen söye bilelim.

facebookun sanal bir hayat olmasına dua etmeliyiz. hemen

hala ordamısın sen dua et dedik demi. yok abi sözümüz dinlenmi yor. yok.

bu arada son bir dip not bitse de gitsek

in the hot

Posted: 6 Haziran 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
2



...sence de epey zaman olmuş gibi gözükmüyormu moruk, sanki bana çok oldu gibi geldi. korktum bir an koyduğum gibi bulamamaktan. şimdi blog dedim ya kocaya kaçtıysa ne olucu dedim...

... blog niye kız lan! diye çemkirme ordan. bak hala erkek adamın erkek blogu olur diyo...

...gelelim başlığa sen merak ediyosun tabi "hot mot ne ayak?" diyosun merak etme bu "hot girl has..." olan cinsten değil. bildiğin sıcak, hemde yerli malı öle afrika falan değil...

...tabi tabi bunlar sıcak değil zaten asıl birde ağustosu göreyim demi.ağustos böceğimisin olum sen...

...ağustos böceği demişken ister inan ister inanma (bak bulafada bayılıyorum) neyse uzatma (bunada ölüyorum) (bu ikisini kullanmak için fırsat kolluyorum) geçen bizim mutfağa ağustos böceği girmiş arkadaş. bu nasıl bir böcektir resmen işkence yapıyor. karınca olup laf sokasım geldi. birde mutfak ufak karışık sesin nerden geldiği yankıdan belirlenmiyor. kafayı yedik baktık olacak gibi değil evi terk ettik...

... bak sana burdan işkence tekniği öle domuz bağı çin işkencesi nebilim hikaye, sen birde bunu dene...

...bu arada ilk filmimiz TUTUNMAK çok yakında, mutlaka izleyin, "one day, there was a man...""and he..."...

...Lamento di Tristano: La Rotta diye birşey var böyle kafa dinlemelik, youtubede ve her nevi çakmasında vardır heralde...

umay umay

Posted: 22 Mayıs 2010 Cumartesi by wildceno in Etiketler:
0

genelde böyle video yollamam ama, yinede herşeyi denemek lazım değilmi, (istisnalar hariç)



umay umay'ın fevkalede parçalarından bir düzüne, eklemek isterdim ama vakit önemli moruk

kızlara

Posted: 10 Mayıs 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0


...bügün facebook denen iletin tuzaklarına düşmüş bulundum, hemen şöyle açıklim: malum sınav kasveti düşütü moruk, biraz takılayım falan derken profil profil dolandım durdum. açıklamaları okudum resimlere baktım. biraz video seyrettim, pokelemedim kimseyi taciz etmedim. neyse uzatma...

...hanım kızlarımızda garip bir fotoğrafçılık tekniği gelişmiş, merak ediyorum bu kız milleti fotoğrafını çekecek kimse bulmazmı, (sende haklısın bu konuyu her kes konuşmuşutur, ama bende tekarar değinmezsem kanıma dokunacak), şimdi facebook profil fotoğrafı nasıl çekilir onu anlatacağım sana.
önce fotoğraf makinası bul, buldunmu iyi artık herşey hazır. geç odana önce odayı topla, arka fonda yatağın olacak şekilde dur, bak yatak öenmli burda kızlarımızın vurgulamak istediklerini detaylarda kavricaksın emin ol. şimdi kısa kollu bir şey giy varsa sıfır, hatta ip askı tercih sebebi. fotğraf makinasını sağ eline alıp yukardan ulaşabildiğin en uç noktadan kendine doğru tut, burası en öenmli kısımdı. göğüsler dışa doğru, dudak u harfini söylerken hafif sol tarafa dönük bir biçimde deklanjöre basıyoruz. işte resmimiz hazır.
bak daha iyisinimi istiyorsun işte ozaman devam et;
mümkünse mor, siyah tonlar kulanarak göz makyajı yap. bir gözünü saçlarınla kapat. sola daha fazla dön. eğer kiloluysan sadece dudaklarını veya gözlerini, yada yüzün saçlarla kapalıyken fotoğraflayabilirsin kendini.
bak idare hallice veya iyi bir vucdun varsa hemen plana yeni atraksiyonlar katıyoruz. burda oto çekim yapan bir kamera yada kankamıza ulaşıyoruz. mümkünse etek, darpantolon (tercihen beyaz) giyiyoruz
böyle beli kalçayı kıvırken, saçları savururken, bacak bacak üstüne atmışken (burda maksat bacaklarımızı göstermek rahat oturmak değil mümkün mertebe sol tarafımıza yaslanarak). ayakta fotğraftaşöyle; eğer etek varsa saçlar arkaya doğru dizler hafif kırık kalca geriye göğüler dışarıya eller kalçada fotoğraflıyoruz. u harfini söylemeyi unutmayın.işte size çuk facebook profil fotoğrafı. ama diğer kızlardan ayrılamayabilirsiniz o konuda bişey diyemiyoruz. ha ben bunlarla uğraşmam diyorsanız hemen ordan avril'in yada güzel bir hatunun fotosuna sahip çıkabiliyoruz...

...bunlarıda gördüm diye bir başlıkda açacam ama önce fizibilitesini yapayım. bu gördüklerime dayanarak, kızların erkeklerden daha sapık olduğuna karar verdim. a3 kağıdına basılı festival afişindeki murat boz'un vesikalık fotoğrafını cep telefonuyla çeken zihniyetten daha sapık birşey düşünemedim...

...facebooka devam edersek, bir kez daha şükür ettim, eski sevgililerimden ayrıldığıma, böyle bir, kurban kesesim, bir şampanya patlatıp kutlayasım geldi...

...bu kızlardaki ben bulunmazım hevesi nedir arkadaş, bunlar niye gencim güzelim seni üzerim edasında. he, bunu kullanda git sevigline kullan arkadaş, kimse seni sallamıyorsa bunu böyle açık saçık yazma kardeşim, amcın ney maksadın ney, tüm erkekler peşinde koşsunmu istiyorsun, yok öyle birşey, sadece abazan kuvvet var, erkekler yoldan geçen arabayada bakar kızada bakar, eşşek geçse onada bakar. sen geçerken sana baktılar diye niye bir triplere girip çılgın kutlamalara dalıyorsun...

...birde özel bir profilden bahsedeyim. kızımız istanbul civarından, profil fotoğrafını yukardaki teknikleri kullanarak çekilmiş en sözde cool vaziyetten, senin hayal gücüne bırakıyorum. kızımızın kendi hakkındaki yazısı şöyle bişey, "kusura bakmayın, mesajlarınıza cevap veremiyorum, kendi işlerimi hallediyorum, ama mesajlarada cevap vermye çalışıyorum, facebooka girince 50 mesaja birden cevap vermek zor...." diye devam eden şişirme tablosu.bu arada harflerin kimi küçük kimi büyük kimi dolar işareti kimi o bildiğiniz abuk sabuk farklı simgeler. arkdaş listesi bin küsür kişi. bakmadım ama rahat %98i erkektir. kızımız facebook üzerinden kendi götünü kabartma havasına bürünmüş. kendini bulunmaz hint kumaşı sanmak için rampadan hareket etmiş ve hızla atmosfere doğru yol alıyor. biz buna kendini tatmin etmek diyoruz. yayında ve yapımda emeği geçen tüm abazan hemcinslerime sonsuz tebirklerimi sunuyorum, bir görev daha başrıyla sonuçlandı...

...hayatta dönüm noktası denilen şeylerden yaşamak istedim, bekledim ama gelmedi, hayali bir dönüm noktası buldum. ama ne yöne dönsem bilemedim...

...hadi bakalım hayırlısı...

thank you facebook

Posted: 5 Mayıs 2010 Çarşamba by wildceno in Etiketler:
0

...facebookta yaptığım tek iş yandaki reklamları saldırgan olarak işaretlemekti. artık o seçeneği kaldırmışlar sanırım. çok üzüldüm...

...yine bu reklam ıvır zıvırlarında kaldırmayı tıklarsan niye beğenmediğini soruyorda, neden beğnince "ulan deyyus bunun neresini beğendin demiyor"...

...bir de sitelerde şifremi unuttum seçeneği koyuyorlarda, neden "dur dur hatırladım, aha dilimin ucunda şimdi söyleyeceğim seçeneği yok"...

...facebookta arkadaş çeşitlerini yazıvermiştim de şu bir iki kişi varki ona değinmemişim. bu iki arkadaşın farklı tarzları var. şöyle deyivereyim, ikisi aynı anda aynı kişiyle arkadaş olu veriyorlar...

...sanal arkadaşlağa çokmu sardın, bak PIRASA şöyle demiş...

...bu aralar grup ve oyun davetiyelerinin günlük gelme oranlarında düşüş var. sürekli davetiye yollama ulvi görevini üstlenen arkadaşların başlarınına bişey gelmesinden dolayı endişeleyniyorum. 5dk içinde bir davetiye gelmezse polisi arayacağım...

...ben böyle facebook hakkında ileri geri konuşurken sen diyeceksin ki; e moruk bu facebookun hiçmi faydalı yanı yok. var tabi olmazmı, artık çok nadir forward mail geliyor, sonunda bunlardan kurtuluyoruz. artık herkes sosyal kaygılı mesajlarını facebookta veriyor. beni burda germiyor...

...thankyou facebook...


...aşağıdaki grup böyle beynelminel bir olay. dinle dinle çoş arkadaş. sen dinle bütün parçalarını bak kırma kalbimi...

tik tak tik tak

Posted: 4 Mayıs 2010 Salı by diba in Etiketler:
0

Canım o kadar sıkıldı ki bugün... Otursam olmuyor,kalksam çıksam nafile ...
Ben saatler çabuk geçsin diye uğraşırken "zaman" bana sanki kapının arasından dil çıkarır gibi... 'çok beklersin bugün sana saatler geçmicek' diyor.

Bende kolumda ki saati çıkardım.

Ben mi zamanı tüketiyorum,zaman mı... ?
Bu konuyu fazla düşünmemek gerek ya da hepimiz biliyoruz sorunun cevabınıda ...

Ben ilk defa hayatımda gerçekten birşeyler yapmak için beklemenin ne demek olduğunu öğreniyorum.
Ne kolumdan çıkarıp attığım saatin bir önemi var ne de zamanın beni tüketmesi...

al birde burdan yak

Posted: 3 Mayıs 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0


...uğraşlar üzerindeyim, bildiğin bitirme proejemle uğraşıyorum öle derin ulvi birşey değil, endişelenme yani. bilen bilir (bak bu kelime üzerinde de durmak lazım bir ara) elektronik baskı devre diye bir olay var. projede bunu yapmam lazım, ama olmuyor. bazı basamakları var, uyguluyorum herşeyi kurallarına göre yapıyorum olmuyor. bir türlü baskı bakır üzerine çıkmıyor. Enson internetten kurallara baktım herşey aynı, sonra bir arkadaş biraz geyiksel yaklaşmış. basamağın biri şöyleydi, "...annenizden yada eşinizden aldığınız ödünç ütü ile..." orda ışık yandı ampül çıktı. benim ütü ödünç değildi ondan yapamıyordum kesinlikle. 2dakika içinde daha önce hiç karşılaşmadığım komuşunun kapısnı zorladım zili öttürdüm. tek çalabildiğim müzik aletide bu benim. kız açtı kapıyı, aldım ütüyü koştum, projenin başına. yok kafanda öle romantik anlar yaşandı gibi gelmesin. bildiğin 9.15 m den ütüyü aldım geldim...

...ve biliyormusun projenin eksiği ödünç ütü imiş...

...bak kızla romantik sahneler yaşamadım, kızda kalıcı bir etki yaratamadım diye üzüldün sen dimi şimdi, ozman bekle birede geri dönüşümü seyret, az sonra...

...ütüyü geri götürdüm, melodiyi çaldım kapıyı açtı. ütüyü verip teşekkürettim. alırken elini yaktı kızcağız. bak burda da benim kıza acil müdaheledebulunduğumu sanma, öle özür dileyip arkama bakmadan uzaklaştım ortamdan...

...projemi yapmış olamanın verdiği sevinçli gururu doyasıya yaşadım, fakat o anda havada lanet olsunlar (fucklar) uçuştu.projeyi yanlış çizmişim, gelde ütüyü iste şimdi hadi...

...bir kuş alacağım, adını hellobırd koyayım diyorum.ama tüm arkadaşlarım şiddetle karşı çıktı. isme değil de benim kuş almama, hayvanlar benim evde yaşayamazmış öle diyorlar...

...herkesin düşündüğü kendine dimi ama...

...şu facebooka girdimya hergün aynı aktivasyonlar, moruk bak sakın ola girme, bir kaç arkadaşım var hergun aynı şeyler oluyor.şöyle
1. arkadaş hergün fala baktırıyor.
2. arkadaş hergün slov müzik paylaşıyor.
3. arkadaş 2.nin müziğini beğeniyor.
4. arkadaş hergün kendini biryerlere bir fotoğrafta etiketliyor.
5. arkadaş 4.nün fotoğrafına "of çok güzel çıkmışsın" diyee yorum yapıyor bazen "o"lar bazen "f"ler bazende "n"ler uzuyor.
6. arkadaş sürekli aşk üzerine iletiler giriyor.
7.arkadaş sürekli yabancılarla arkadaş olup duruyor.
böyle düzgün hareket eden insaları tanıyormuşum. kendilerini hakkın taktirine havale ediyorum...

...bu havale işleminden önce bellerine köteği veryansın edesim var ama işte facebooka çok bir giresim yok...

...ilk izleyicimizde oluşmuş, kendisine sonsuz teşşkürlerimizi sunuyoruz, ailecek. artık ne süprizler hazırlasak diye düşünüyoruz. önce blogunu okuyarak orda bir yoğunluğa sevep olalım bakalım...

...insanlar kendilerini kandıranı ve kandırılmayı seviyorlar. kızlar kendilerine birton yalan söyleyen erkekleri, erkekler birton makyajla güzel gözükmeye çalışan kadınları seviyor...

...burdan bir yakını kaybeden kadim dostuma ve ailesine başsağlığı diliyorum.herzaman yanındayım aygül...

patron-II

Posted: 21 Nisan 2010 Çarşamba by wildceno in Etiketler: ,
0

previously on patron

ayağa kalkmaya çalıştığında birden sendeledi, yaşlı ayakları uyuşmuştu. ziyaretçi sandelyesinin güçsüz kolçaklarından bir eliyle tutarak tekrar oturdu. diğer elindeki telefonuyla kızına ulaşmaya çalışıyordu, sol eliyle bacağını ovdu yavaşça. "the person you have called...." sesini duyunca isteksiz olarak kapattı telefonu. kızından son haber alalı yaklaşık 11 saat olmuştu. tekrar doğrulup karşı cama yöneldiğinde salonda tek kalmıştı, hastane salonunun titrek ışık saçan florasanlarından birinin cızırtısı baş ağrısını tetikliyordu Bayan Egenin. Ve camdan içeri yoğun bakım ünitesinin garip götüntülü soğuk cihazlarının arasına baktığında, beyaz çarşafların içersinde belirli belirsiz nefes alıyordu kocası. yıllarını hastanelerin betanol kokulu odalarında geçirmişti, buna rağmen hiçte sevmezdi bu odaları, Bayan Ege. son zamanlarda, babasını ve annesini peş peşe aylarda kaybettikten sonra çok duygusal olmuştu. Eskisi kadar güççlü duramıyordu artık.

Bundan önceki krizleri atlatmıştı, yaşlı vücudu bunu atlatmak istemiyor gibiydi. gece karısının kollarında ve ambulansda ikikez hayata yeniden dönmüştü, şimdi orda belinçsizce yatıyor, sanki yardım bekliyordu. "bizi sakın bırakma" diye alağlamaya başladı yaşlı kadın. yavaş yavaş dizleri bükülürken, yaşla dolu göz kapaklarının arasında beliriyordu, korku dolu düngece. kabus dolu bir rüyada olduğunu sanıyordu daha dün gece mutfaktaki ufak masada beraber yemek yedikten sonra, kahverengi pijamalarıyla tuncay'ın masadan kalkıp çalışma odasına giderken ki halini hatırlayınca. kahvesini içerken birden masanın başında vurmuştu onu kriz üçüncü kez. kocasına doğru atlayışı, kahve rengi pijamının üstünü yırtmaya çalışışı, ona suni tenefüs yapmaya çalışırkenki halini hatırladıkça aklı duruyor, sonrasında hatırladığı ise tuncayı kollarında tutup dayan diye bağırırken sesi ambulansın can yakan sesine karışıyordu. evin tavanına vuran ambulansın ışıkları artık yardımın yetiştiğini gösteriyordu. ama tuncay zor nefes alıyordu.

başlık

Posted: 18 Nisan 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0

...aslında patron-II yi yayınlayacaktım da ne olduysa vaz geçtim o ruhsal duruma geçemedim. bak böle deyince doğu felsefesi gibi oldu, o ruhi durumlar arasında geçiş yapıyorum.bak laftaki derinliğe bak...

...bak blogda sağ taraftaki sutunda en altta peşimizden gelenler diye bir bölüm var.bizim adımlarımız ilk takip edecek kişiye türlü türlü süpriz hediyeler sevindirik olaylar hazırlasam mı acaba. ama öle rast gele takip etmeyecek, bildiğin ben ayağımı kaldıracam o basacak."maksadın ney senin niyetini" söle dersen sussar kalırım boynumu bükerim öle "hiiçç" derim iç çekerek...

...böle bahar gelince kendini dışarı atmak istiyorsunda ne gidecek bir yer ne yapacak bişey bulabiliyorsun ya, aklınada şuna bir telefon edeyim birşeyler yapak diye telefona sarıldığın anda bakiyen olmadığını görüyorsun yada ulaşamıyorsun ya, işte o an karşına geçip "hhahaaahha ehuehuhue zuhahah hhihiiihii hhehhehehe" diye kahkahayı patlatsam naprsın, bak bildiğin kahkaha değil tam bu sözlerle, de bakim naparsın?..
...o değilde bir iki parça paylaşacam burda facebook vari değil, beğenmek durumunda değilsin, tiskine biliyosun. ama önce paylaşacağım bu müziği sölicem sen dinle beğenirsen ben paylaşayım. bak veiryorum birincisi:
Mohsen Namjoo - Torang ikincisi: Mohsen Namjoo - Zolf Bar Bad...

...tarzı herşeyi değişik diye hemen çıldırma biraz insanlık tahammulü göster sevmeye çabala, belki niyeti iyi adamın bilemezsin, ha sen diyeceksin bu adam kavga edercesine sövdü belki bana nerden bileceğim. aha onuda bilemiyorum, oda adamın terbiyesizliği...

...bak bu dönemde tam karadenizde olma sırası biliyormusun, yeni yeni o çırtlak yeşiliyle sarmıştır düm doğa bedenini karadenizlinin. katılmak istersin sende gitmek istersin günün birinde, ama ben sana kötü haberi verim sen zor gidersin karadenize...
(fotoğrafları internetten aldım, ben diba yada arda gibi fotoğrafçı değilim =)

ilk fotoğraf perşembe yaylasından.
ikincisi ünyeden.
üçüncüsü aybastıdanmış.
dördüncüsü ordudan.bak burda petek dinçöz ünyede fındık topluyor.
burda da ünye hakkında çeşitli resimler var. buda daha fazla daha güzel ünye
burda da ordu için resimler var. buda daha fazla daha güzel ordu

...başlığa başlık yazdım niye. yazıyı yayınladıktan sonra gördüm başlık koymayı unuttuğumu, al elden savarcasına umursuzca sırf buda başlıksız kalıp yetim kalmasın diye koydum bu adı.yarın bugun bu yazı üzülecek hor görülecek, haha diye kahkaha atacak diğer yazılar bu yazıyı parmakla göstererek...


Kalk artık ...

Posted: 14 Nisan 2010 Çarşamba by diba in Etiketler:
0

ne yazmak istediğimi bende bilmiyorum ... defalarca yazıp yazıp siliyorum... ama bişiler yazmadan rahat edemicem. bugün gereksiz ne varsa yaptım. Öğlene kadar uyudum evde ki tamircinin sesine aldırmadan...Saatlerce aynı koltukta oturdum saçma sapan diziler seyderek saatleri tüketmeye çalıştım. Tarhana çorbası yaptım... bir süre acıktığımda midemden gelen o garip ses sustu. Canım hiç bir şey istemesede yemek zorunda olduğum için...

İki gündür yağmur Almada'yı esir almış durumda... durmuyo... Psikolojime vermiş olduğun destek için sonsuz teşekkür ederim..
İlk başta o kadar sıcaktan sonra yağmur yağması zevkli gelmişti, çayımı aldım pencerenin önüne geçip Lizbon'u seyre daldım...
Tabii yağmur iki gün sürünce pek bir hoş yanı kalmadı. Bir süre sonra üzerinde oturmuş olduğum koltuğu hissetmemeye başladım... Ya da koltuk yerinde idi ama...

Bu durumdan kurtulmak gerek. Yoksa masanın üzerinde ki çiçekten farkım kalmayacak... Biraz su yeterli ev halkı...
Teşekkürler...

nasıl ayarım bilemezsin

Posted: 12 Nisan 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0

...artık facebookta hesabımı kullanmıyorumda. mailime arkadaş ekledi onayla bu vatandşı deyince giriyorum sanki ben facebookta onaylamasam, arakşlarım beni bir kalemde silecekmiş gibi geliyor öle bir ayar oluyorum...

...sence bu herkesin facebooka verdiği önemimi simgeliyor. bu arada facebooka face, feys, feyz, diyen her facebookluyu burdan dürtüyorum...

...bak sadede yavas yavas yaklasıyorum, facebookta beğen diye bir olay varda iğren tiskin diye birşey nie yok, acayip tiskinç olaylar paylaşıyorlar öle garip iletiler yazıyorlar ki, birde onları beğenen sayısını, görünce ayar oluyorum...

...bak şimdi şair üstad dostumuz gene doldurmuş facebook sayfasında ileti kısmını öf öf dolurmuş taşırmış, ileti değil paragraf yazmış, birde bunu sıkılmadan okuyanlar var azizim, bunlarada ayar oluyorum...

...birde şu şiiri okuyunca ilk yorum hep aynı "yüreğine sağlık" ne şimdi bu, nedemek bu? yalının ergenlik çağında yazdığı parça sözü, beyler bayanlar aldanışa gelmeyelim.böyle yorum yapan arkaşları toplum içerisnde parmakla gösterip rencide edelim. o değilde sanki biri hep farklı kişilermiş gibi şiiir yazılan yerlere koşup hep aynı yorumu yapıyor mu dersin, gel bunada ayar olup gecemizi sağlık mutluluk içerisnde kapatalım...

???

Posted: 11 Nisan 2010 Pazar by diba in Etiketler:
0

bazen ne yapacağını bilemezsin hani... Elini uzatsan... ulaşamazsın, dinlemek istersin... duyamazsın... sanki aylarca karanlıkta kalmışsında ışığı görürsün ama bakamazsın... Beklersin aslında o kadar kolaydır ki tek bir söz duymak bile yeter bazen insana... Bittim dediğin yerden başlamak için.
Şimdi başlayabilirsin...
Yaptığın şeye inanarak yaparsan ... dokunmasanda,duymasanda ve görmesende sadece inanmak bile baştan başlamak için yeterli olucaktır.

köylünün hali

Posted: 10 Nisan 2010 Cumartesi by wildceno in Etiketler: ,
0


knight online oyununda praya yapabilmek için asga fruit (asga meyvesi) çıkartıp satmaya çalışıyoruz, arkadaşla aramızda geçen diyalog.italik yazıları açıklamak için bloga yazarken ekleyeceğim.

F600 : gunaydın biladderr
Cashintq : günaydın emekçi kardesşim
F600 : nasılsındır?
Cashintq : teşekkür yelerim sağlına duvacıyım sen nasılsın ? havalar nasıl ? sizin bacede sis don mon varmı masul nasıl
F600 : mahsul ıyıdır de yonetım kotu sırket dagılmak uzere
F600 : anayasa degısıyor artık
F600 : :)
Cashintq : ben diyorumki çifçiler olarak birleşelim
Cashintq : o kadın tekel olarak kuyrmus piyasasını masulun fiaytını kırıyor (oyunda cıkartılanı oyunun kendi satıcısı bir kadına satarlar o kadından bahsedilmekte)
Cashintq : kendimiz işleyelim ürünü
Cashintq : koparatif kuralım
F600 : dmm ben hemen calısmalara baslıyorum
Cashintq : bunlrdan iyi şarap üretilir aslında hacıı
F600 : bugun asga monuya yuymurta atıcazz orgutleee (asga monu asga village yani asga köyündeki (oyunda bir mekan ve satın alan kadın ordadır) bir dikittir)
Cashintq : tamm
Cashintq : bir iki çuvalda furit götürüp yere döküp yakalım:D
F600 : bu karıyıda gece kalluga kaldıracazz (kalluga oyunda ağaçların olduğu bir bölgedir)
F600 : :D
F600 : yakalım aq
F600 : ya bız bırer sovalyeyız hacıı aq cıftcılık neyımıze yaaa:d
Cashintq : as-fu-koop
F600 : hukumet ısıtfa
F600 : :D
Cashintq : işte krallık bizi ne hallere düşürdü (kral vardır oyunda)
F600 : bu hiyerarşiyii yıkmak lazım
Cashintq : yeni çerlik sistemi gelsin bu ne kardesim
F600 : abı eskısıne de razıyyı m:d
F600 : ayaklanalım 2 aylık bebe gıbıyız aq
Cashintq : ?
Cashintq : tm
F600 : protesto mıtıng yapalım
Cashintq : hacı her şovalyeye bir köy verilsin
F600 : süt üretıcılerıı bıle sutlerını dokuyor aq bızde dokelım
Cashintq : :D
F600 : eet:D
F600 : silahımızı bırakıyoruz capalıyoruz hacı slogan buu:D
Cashintq : hacı olmadı birleşip kaleye yürüyelim (oyunda bağlı olduğun ırkın merkez kalesi vardır)
F600 : he soyunalım bıde medyanın dıkkatını cker
Cashintq : baskente askerler girdimi o senatonun götü tutusur
F600 : :D
F600 : kralbtur hangı partydendı laa
Cashintq : folkun sesi partysimidir nedir (folk oyunda bir bölge ismi) F600 : kdp mıydıı
F600 : :D
Cashintq : pardon o radyoydu la
F600 : bizde A.D.D KURALIM
F600 : ASGALILAR DAYANISMA DERNEGII
Cashintq : :)
Cashintq : sen rogsun bura senin koyun toprağın sen yabancı dğeilsin diğer asgalılarıda bilgilendirek (rog-rogue savasçı çeşidi asga köyü onlarındır)
Cashintq : el bildirisi dağıtak
F600 : :D
F600 : pelerıne sımge yapak
F600 : :D
F600 : asga fruıtıı
Cashintq : :D
F600 : sabanda basın sözcümüz olsun
Cashintq : hacı saban tuccar adam ne yapacağı belli olmaz
Cashintq : ayaklanacağımız yönetime bildirimildirir
Cashintq : sonra eslnat taş ocaklarına göndermesinler bizi:D (eslant yüksek lvl oyuncular ve güçlü canavarların bulunğu bir mekan)
Cashintq : sürgüne
F600 : harbıden 1 gb ye gormeyecegı iş yok adamın:D (1gb oyun parası)
F600 : :D
Cashintq : 2 mizi bir birimzie bağlarlar ds keseceksiniz üleeen derlerse (ds oyunda en sağlam canavarlardan eslantta bulunur)
F600 : çiftçiyiz haklıyız hakkımızı alırızz!!!
F600 : :D
F600 : aq boku yedık
F600 : bu carla bok keserız asganun koukunu anca kazıyor
F600 : hacı
F600 : ne var ne yok
F600 : hasılat nasıl
Cashintq : olum senin elmorda malzeme ofisnde tanıdıkların vardı ahni (elmorad insan ırkı oynadğımız ırk)
F600 : ben oranın sekreterını ........ bı zmanlar:D
Cashintq : bizden fiyat kırmmicaklardı noldu
F600 : malzeme iiidi ama
F600 : hacı sekretere sonra yuz vermedım fıyatlar zıpladıı:D
Cashintq : tabi sen sonra eslnta kapısnın ordaki umum hanede yakalandın
F600 : :D
Cashintq : dedim sana kac kere demi ora sakat yer devlet büyükleri hep ora takılıyor - çifçi adamsın ne işin var orda - gel tale villageye (eslant gate- tale village oyunda farklı meaknlar)
Cashintq : oraya takılak dedim dinlemedin
Cashintq : :=)
F600 : :D
F600 : hacıı dedım bı vurgun yapar emeklıye ayrılırız ama olmadıı
Cashintq : hacı ben bu işten kazandığım parayı kumarda katlamayı düşünüyorum
F600 : katlarlar ama kumarhanenın korumları senı katlarlar
Cashintq : anvile kumaranesine gidip ugrade mi oynasam - yoksa caostic kazinoda gem mi oynasam (anvil caostic şansa bağlı para kazabiliritesi olan meaknlar)
F600 : valla hacıı sabırlıı olursan anvılll
Cashintq : birde kutu kırdırma die bir oyun oynatıyordu neydi oranın adıı
F600 : bı anda ucacam dıyorsan coastıc
F600 : kutucu karıı işte:D
F600 : yeşill işine gır bence
F600 : upograde zakat
Cashintq : aslında büyük oynamak istiyorum silver falan (en değerli mücevherlerden silver)
F600 : ya da hacıı
F600 : tek oyna
F600 : al bı +7 raptor (raptor bir silah)
F600 : tek hamle hıcbıse ykma
F600 : trına bless go go (silahın değerini artırmak için kullanılan sihirli kağıtlar)
F600 : 3 kulhuvallah bı elhamla
F600 : gecmıcek ıtem yok:D
F600 : by yiğit:D
Cashintq : abi zor ya kasa kazanır gibime geliyor
Cashintq : :D
F600 : yuzde 90 kasa kazanıyor
F600 : ama 10 luk ıhtımalde sen kazanırsın ama upgrade yapmadıgın bı gn denıcen
F600 : cıkma sansı artar
Cashintq : kısmet
F600 : ben hb yı +7 bastıgım gun denedım yanlıs yaptım
Cashintq : abi şansın artması için fakire yetime dula sadaka falan vericen önce
F600 : 1 gun beklesm cıkardıı
Cashintq : mordon nun onude wormlarda (oyunada en düşük canavarlar worm- morodon büyük bir şehir)
F600 : abı o mordon town dılencı dolu
F600 : aynen
F600 : bugun yarın knıfe cekıcekler kose de zıkıcekler
Cashintq : stilleto cekn varmıs arkads arkadan (bir pıçak çeşidi stilleto)
Cashintq : su familiar cının oralarda sıkıstırıyorlarmıs (familiarcı- evcil hayvan satan adam)
F600 : :D
Cashintq : cekip beozarı cekip bezoarı geliorlar abi (büyük gözükmek için iksir)
F600 : ordakıı ıteler neden besılı anlasıldı hacııı:(
F600 : ah ammina goyum emnıyet te iş yokkıı
Cashintq : he ya emniyette iş yok
F600 : aq arenada alayına kss olur yarım saat sonr agelırler ıkı goz altı tmm
Cashintq : abi hıza da ceza yazmıyorlar - gecen commaderın biri gelmiş emcde atla hız yapıordu hiççç (commander - komutan, emc insaların şehri)
F600 : :D
F600 : o degılde cz dekı warıor neydı yaaa (cz savasın serbest olduğu mekan- warrior savaşcı)
Cashintq : aynen dediğin gibi alırlar 1gün içerde tutarlar sonra salarlar
F600 : ferarıı gıbıı
Cashintq : adam hiç gitmiyorsa 3-lf hızda gidiyordu (lf- en hızlı gidilinebilecek hız)
F600 : :D
F600 : ucak yakıtımı kullanıyor nee
F600 : noırmal soul yakmadıgı kesınn
Cashintq : abi nerden bulacak bu kıtlıkta ucak yakıtını
F600 : gm den almıstır (gm oyun yöneticisi)
Cashintq : bilemicem hafız
F600 : nese hacım ben gıdıyorum
Cashintq : tmm grsşz
F600 : bb

Portekiz'den...

Posted: 9 Nisan 2010 Cuma by diba in Etiketler:
1









Lizbon/Almada














Almada / Cacilhas










Lizbon

oldu mu ?

Posted: by diba in Etiketler:
0

tam vazgeçmeye başlamıştım ki bir daha denedim ve bu sefer olucak gibi...

hala yemek yemiyorum :)

evet artık başlıyoruz ... (Dayı)

Patron-I

Posted: by wildceno in Etiketler: ,
0


Okumaya başlamadan müziği açabilirsiniz


Elindeki kolonya şişesini boğarcasına sıkmıştı, kan çanağını andıran gözlerinde bir dalgın bakış vardı, sanki burada değildi. Zaten onunda geldiğinin farkına varmamıştı, on dakikadır soluk alıp vermese yaşamıyor gibiydi. Sandalyenin önünü süpürdükten sonra, süpürgeyi kadının gündelik terliklerden çıkmış ayağına çarptırmıştı bilerek, ama kadın kıpırdamamıştı bile. "Ayağınızı çekin" dedi, yaşlı kadının önünde dikilerek. Kadın duymamıştı, emektar süpürgesini kovanın içine bıkratı, bu süpürgenin tahta sapında parmaklarının yeri bile çıkmıştı, emeklisine çok fazla birşey kalmamıştı Emel'in, bu gece mesai değişmişti yarın gelmeyecekti, oğlunun düğünü için hazırlık yapacaktı, bu en üst kattaki son salondu, burayıda temizleyince işi bitecekti. Oğlu aklına gelince birden tüm yorgunluğunu unuttu. Bir adım yaklaşarak önünde oturan yaşlı kadının omzundan tutup "bayan ayaklarınız çekin" dedi, bu sefer daha yüksek bir sesle.

Bayan Ege, atmış yaşlarında kısa boylu, kilolu bir bayandı. O gövdesiyle sandalyede bir yığın gibi duruyordu. Beyazlarını örtmek için sarıya boyadığı saçları sağa sola sallanarak kendine geldi ve kafasını kaldırdı, ne olduğunu anımsaması birkaç saniye sürdü. "ayaklarını çekerseniz orayı da sileceğim" dedi Emel. Bayan Ege ayaklarını kendine doğru çekerken, terliklerinden biri ayağından kayıp yere düştü. Bayan Ege, oturduğu yerde doğrulana kadar, temizlikçi kadın yerleri süpürerek bir iki adım uzaklaşmıştı bile."Kac saattir burdayım" diye düşündü. "Saat kaç acaba" diye sordu, temizlikçi kadına, bir yandan da evden çıkarken hızlıca çıplak aykalarına geçirdiği terliği tekrar giymeye uğrasıyordu. "on" dedi temizlikçi kadın arkasını bile dönmeden, sesinde yorgunluk beliliydi. Hastanenin koridorları ikisi dışında boştu, koridor çok aydınlıkta değildi. Elindeki kolonya şişesini, çantasına koymak için çantayı açtı. Bu çantayı çok seviyordu, gecen yıl, eşi ve kızı anneler gününde hediye etmişti. O günden beri ençok bu çantayı takardı. Evden çıkarken aceleye sapı kapya takılıp sökülmüştü. Çantanın içindeki karışıklıktan ceptelefonunu bulmaya çalışıyordu. Kızı Eylül'ü acaba nerdeydi şimdi?




Bu hikayedeki olaylar kişiler tamamen hayal ürünüdür. İsim olay ve mekan benzerliğinden yola çıkarak varsayımlar yaptım, siz yapmayın.

Mühendislik ve Fotografçılık

Posted: 6 Nisan 2010 Salı by arda in Etiketler:
0

Fotograf kelimesi köken itibariyle photo ve graph kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Türkçe de; Photo ışık, Graph çizmek kelimelerine karşılık gelir. Bu bağlamda; photo-graph (fotograf) kelimesi için Türkçe karşılık olarak “ışıkla çizmek” ifadesi kullanmak mümkündür.

Thomas Wedgwood'un karanlık kutu (Camera Obscura) deneyleri ile, "Gümüş ışıkla etkileştiğinde kararır” mühendislik bilgisi birleşince fotoğrafın gelişim süreci 19. yüzyılda başlayarak günümüze kadar sürmüştür. Günümüzde fotoğraf teknolojisi (görüntüleme teknolojileri) ile “mühendislik bilimi” birbiriyle çok derin ilişkiler içinde varlıklarını sürdürmektedirler. İlk fotoğrafların 8 saat e kadar süren pozlama süreleri, digital görüntüleme teknolojilerinin de gelişimine bağlı olarak günümüzde 1/10,000 saniyeye kadar düşmüştür.

Fotoğrafçılıkta değişkenlerin (diyafram,enstantane, iso gibi) tamamı objektifin önündeki görüntüyü, vizör ün arkasındaki fotoğrafçının gözüyle yansıtabilmesi amacıyla, makinenin ve objektifin imkan verdiği farklı aralıklar boyunca değiştirilebilir. Bu sayede daha gerçekçi ve istenilene daha yakın görüntüler elde edilebilmesi mümkündür. Günümüzde üretilen objektifler, fotoğraf makineleri, video kameralar görüntünün CCD ye düşmesinden başlayan tüm süreçleri göz önüne alındığında gerçek birer mühendislik harikaları olarak görülebilir. Analog makinelerin gelişimi sürecinde doğal olarak makine mühendisleri, kimya mühendisleri ve elektronik mühendisleri yeni ve yenilikçi fotoğraf makineleri ve objektifler üretme konusunda öncü olmuşlardır. Halen gelişimini tam olarak tamamlayamamış bu alan, mühendislik formasyonuna sahip ciddi bir istihdam kapasitesine, özellikle gelişmiş ülkelerde ihtiyaç duymaktadır.

Fotoğrafın sanat olup olmadığı konusu geçmişten günümüze tartışılan bir konudur. Ara GÜLER gibi bir çok fotoğrafçı, fotoğrafçılığı sanat olarak görmezler. Fotoğrafçılığın sanat olup olmadığı konuları tartışılırken, fotoğrafçılığın gelişimi konusu ise hiç tartışma götüremeyecek derece, mühendislik bilimine daha yakındır.