Posted: 16 Kasım 2016 Çarşamba by wildceno in
0

"yalnızlık, her kimliğe her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın yaşama sırasında, tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir, kıymetini bilmeli. yalnızdır insan, hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır. kabalalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur şehir şehir, ülke ülke. kalabalık arttıkça artar yalnızlıklar. insan bir ölümü istemez bir de ondan beter yalnızlığı. ama ikisi de gelir muhakkak bir yalnız yaşama sırasında. ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, tek çaresi aşktır bir yaşama sırasında nefes almanın. zaten oda ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır iki yalnızın"

ta amına koyayım tüm tek yalnızlığını özleyip aşkları bitirenlerin, ne yalnızlığı ne hayatı ne de ölümü becerebilenlerin selamı ile.

Posted: 16 Ekim 2016 Pazar by wildceno in
0

moruk gene geldim ben, yine sana sövmeye ama aslında gıyabında hayatın. taa amına koyulması gerekenlerin sıfatlarını bulamadığımızdan, kaldı ki artık yanlızlık okadar derinlere inmişken kemilerimizde ne hacet lösemi bize, işte o denli bir biranın yanıda ruhi su söylerken anlatacak kimse olamdığından derdi işte en çok sövülmeyi sen hak ediyorsun. bak moruk ne dicem bu dünyada en temiz başardığım bir iş var ki yanımdaki herkesin ruhunu siktim kafasını üttüm canını sıktım işte senden de bir kurtulsam. her canım sıkıldığında ama öle sıradan günlerden farklı ağaç kakanın ustaca kaktığı ağacaç gibi ustalıkla sikiyoruz işte hayatımızı, yada karamuratın yandaşları gibi bütün suçu üstleniyoruz, zaten sikilmiş hayatlarda faili meçule kalmasına yüreğimiz izin vermiyor, hayata zaten gelmişiz ölmeye bari hayatımızı biz sikmiş olalım diyoruz hiç bişey beceremediğimiz bu çift kapılı zamazingonun tam da ortasında.

diyecektim ki senin derdini sikim, de banada inandırıcı gelmiyor daha kendi derdimi sikememişken sana iyilik yapmak kenara dursun. amma lakin olgunlarda anca bir bira ısmarlarım. ha sana sövemye gelmiştim de tüm hayatı sikilmişlerin adına, seninde bir kabahatın yok be müdür, alt tarafı bi bok anlattığında yok onca anlatılması gereken dururken, hiç olmuyor bu anlatmalar dertlere yetmiyor içimde kıvranan kurda kelimeler yetişmiyor, belki benim kelimlerin yetersizliğindendir dediysem de seninkide yetişmedi sonunda sidik yarışını anca bir mermerden ki kısmet olursa mezar taşında son bulacak fatihanın gözlerinden selam eden iki satır galip gelecek.
ha unutmadan senin ta amına koyam. gecenin şu vakti gene hayatımın içine etmişliğin var, işte böyle basit yaftayı yapıştırıp kaçmak. kaldki ki bu hukuk sisteminin de amına koyam yafta yapıştırmak kolay.
hayallerden bahsedenlerede hastayım ki tek hastalığım bu değil, olmadı bana uymadı o hayaller hep bir içine eden çıka geldi. şimdi sövsem birine diğerinine hak geçececek ondan işte bir sana sövmek kolay. ne de olsa serhatında hayatı kaymış varlık desen değil yokluk desen değil. evede artık girilecek gibi değil ev benden yanlız benden dertli garibim, artık ben bile duvarlara yandaş olamıyorum, şu sikik duvar kadar ayakta duramadık. onlarıda sikiyorum sigarının dumanıyla. işte buralar hep sex morukda ancak bir kevaşenin aldığı kadar zevk almadığım bu dönen zımbırtının üzerinde kıyamette kopmuyor mirim, bizde şans yok. küresel ısınmadan umutluydum da oda fıs çıktı benim gibi.

Posted: 7 Mart 2016 Pazartesi by wildceno in
1

bir sessizlik oldu...
'günün birinde diye anlatmak istediğim hikayeler var' dedim sessizliği bozmak adına çığlıklarım yerine. 'bizim hakkımızda mı, hiç tanımadığımız kişiler hakkında mı' dedi. 'bizim hakkımızda da var, ama şuanda bunları duymayı hak edecek kadar bana yakın değilsin' deseydim ki diyemedim. dilime örs düştü. 'her şeyden var az biraz' diye bağladım cümleyi. işte yine o ölümden damıtılmış soğuk sessizlik büründü havaya. ışık hızıyla uzaklaştım. bir ses duydum derinden, bir klarnetin son nefesini verişi uğuldadı kulaklarımda. 'müzik dinleyesim var ama daha önce hiç dinlemediklerimden ve tam benim için olacak, şuanda hiç bir şey bana değil' demişim işte o ara. ses etmedi...

'her şey olacağına varır, en kötü ne olabilir ki' dedi, en kötü ayrılırız diyecekken araya 'kötü diye bir şey yok ki' diye geveledim kelimeleri.

sessizlik saniyelerin içinde büyürken zaman aklını yitirmiş gibiydi. saatlerce konuşan susmayan sanki biz değildik de konuşma yeni bulunmuş biz henüz kendimizi ifade edecek kadar öğrenememiştik.

bir dünya avuçlarımızdan, sevgi kalbimizden sökülüyordu, hiç birimiz tek bir hamle dahi yapmıyorduk, durdurmak için.

Posted: 2 Mart 2016 Çarşamba by wildceno in
0

Ben sana ne yaptım ki, her söylediğim sana batıyor, sürekli gergin ve sıkılgan biri oldun. Gün geçtikçe her halin benden uzak. Her sözün her kelimen gittikçe benden uzaklaşıyor. Ben değilsem senin beklediğin adam, e ne diye benle uğraşıyorsun bir zahmet siktir git.
Ben sevdim bir kere, istediğim şey benim olman.
Evet sorudun ya 'ayrılırsak üzülürmüsün' ağzıma bile sıçılır. Ha ilk sıçan da sen olmicaksın, bu da dünyanın sonuda olmayacak.  Ha işte aldın sorunun cevabını şimdi yolun açık olacaksa bulacaksan beyaz atlı prensesini, yola koyul.
Ben birlikte saatlerce konu bile olmadan gülüp mutlu olduğumuz zamanları aramaya devam eder, sonra bana ait olmayan hayatımda yaşamaya devam eder, tıpkı senden önceki gibi. Ölüme yaklaşırım ve sonumun olsun belki. Keyfini sürerim.
De haydi

Posted: 11 Şubat 2016 Perşembe by wildceno in
0

mehmetali, nesrin'nin gönderisine yorum yaptı, mine süleyman ile arkadaş oldu, ozan nurgülün fotoğrafını beğendi, burcu meleğin fotoğrafını beğendi... moruk ben bibok beğenmedim, hemde hiç beğenmiyorum bu aralar, cemal süreyayı bile beğenmiyorum, o kadar. inan ki senin yaptıklarını da beğenmiyorum. ne menem bir adam oldun çıktın sende, gittin bir kıza abayı yaktın. rakı sofralarında azaldı sırf bu sebepten bir meze.
bazen insana hiç bir şey yetmiyor, mesela sana belki para yetmiyordur, bana da dertler yetmiyor moruk. insan hayata ve dertlere alıştıkça artık, az geliyor dertler. daha ağırını istiyor canı, işte en büyük dertte insanın hayatında kendine yetecek bir derdi olmaması oluyor, tıpkı bir hayat kandının sevişmekten hiç bir şey hissetmemesi gibi, orospusu oluyorsun dertlerin. tam bu noktada sana ait olan şeylerin elinden alınmış olması -ki mesela hayatının- koymuyor, eksik alındığını düşündüğün bile olur ki o kafayı almadıkları sürece böyle düşünmeye de mahkum kalıyorsun.kaldığın yerler tarihte bir sayfa olsaydı en kirlisinden bile razıydık, zira buralarda çok üşür olduk günahkar bedenimizde.
belkide bu kadar soğuk olmasaydı zamanında zamanı doğru kullanmayanlar, ki geçen vatandaşın biri -ki kendisi hatırı sayılır dereceden işin uzmanı "sen şuana o kadar hapsol muşsun ki" dedi, "hani ulan -an- dı yaşamamı.." diyecek oldum ki yaşamak varmış cümlenin içinde ben hep o noktayı atlamışım.