Posted: 2 Haziran 2017 Cuma by wildceno in
0

neyse işte o halde bir yazı tura at, eski günlerdeki gibi dedim ki kendime, inanır mısın moruk, uğruna yazı tura atacak bir seçim bulamadım. sanki her şey çoktan seçilmiş gibi hissettim sonra. acaba tüm seçme haklarımızı mı kullandık şimdiye dek yoksa zaten bizim hiç yok muydu. ben mi çok yanlış gelmişim acaba.

bir de moruk belki daha ölmemişsin ama biraz.... neyse artık küfür etmeyeceğim.

Posted: 23 Mayıs 2017 Salı by wildceno in
0

uzun vakittir, kendimi bıraktım akıp giden her neyse ona, dalgalara kültür dediğin o zamazingonun bana zorladıklarından biraz biraz, ve her neyse işte uzun uzun yaşadım bir kelebeğin ömrüne referans alınınca.

bir fotoğraf karesi aldı beni bu aldatmacadan, kendine tecevüz edilirken "dolandırıcı vaaarrrr!!!" diye bağıran kadın gibi geldim kendime. bilir misin moruk o hikayeyi tıpkı hayat masalı diye yutturdukları bir dünya bilmediğin masal içinden. işte bir tecavüz esnasında kadın bağırınca böyle adam der "ben dolandırıcı değilim tecavüzcüyüm", kadın "buncacıkla tecavüz mü olur," "dolandırıcı vaarrr!!!"

işte moruk biz kaderde kedere de razı geldik fakat orada da bir aldatma mevzu bahis oldu. benim içinde bulunduğum insanlık her şeyin doğalını yiyormuş gibi balın doğalını arar. o doğuştan hazır etiketten kandırılmayı seçmiş. çoluk çocuğa karışmış moruk, baktım ki üniversite yıllarından bir fotoğraf karesi işte, bütün o bıyığı yeni terlemiş anadolunun yağız delikanlıları şimdi çocuklarına beni amca diye gösteriyorlar. karacaoğlan gibi bir kız bana emmi dedi diye dert ağlayacak değilim.

neyse buraya kadar olan her şey fasa ve fiso kısmı olayın. işte kalan kısmında kocaman bir yalnızlık var bir ömrümüzü yalnızlığımızı unutmak için feda eden cinsler bizler değil miyiz. ve moruk zaman izafi dediler de benim bu izafiyetle çok derdim var içerlediğim dertlerden biridir de o konumuz değil işte o zaman geçtikçe öğrendiğim bir şey daha oldu. her geçen zaman daha da yalnızım. rakının tadı bile eskisi kibi sökmüyor beynimi. işe yaramadığını bile bile denemekten vazgeçmediğim şeyler var hayatta; rakı içmek, yaşamayı denemek gibi mesela.

içimde artık eskisi gibi küfür edecek, celallenecek, lanetler okuyacak, gelmişine geçmişine, ağıcının köküne sövecek, rakıyı şişeden dikleyecek ki onun da boğazına bekaret halkası taktılar uzun vakittir ateşim yok. yok öyle eskisi gibi bir moruk, törpülenmiş, kulak memesi kıvamına gelinceye kadar anaosda bekletilmiş ve acı ile terbiye edilmiş benliğim var. ama o da sana gelmez de gelişi bize epeyce pahallıya mal oldu, oluşuna verecek yerde bulamadık. Tadilat nedeniyle dedik, kapatıyoruz dedik, işte öyle fıkrasına gülünmeyen adam gibi kaldık.

sen bütün bunları okuyamazsın moruk vaktinde yoktur zaten, eşin yada çocuğun ki uzun zamandır haberim de yok ne hangilerine sahipsin ama işte onlardan biri izin vermiyordur zaten okumana, kısaca ne istersen de, zaten tamlayacak ismimizde kalmadı sıfat bile çok görüldüğünden bu bünyeye ben tamlanamadım.

sana bir hikayemi anlatarak bitirmek isterdim de cümlelerimi hikaye yok müdür artık bende yok, dün bir şey olmadı, tıpkı son birkaç bin küsür dün gibi.

a bak ne geldi aklıma geçen günlerde ki ne kadar geçtiği meçhul, biri beni alkolik olarak sıfatladı, onun için bu kadar basit idi, insanları kırtasiye rafındaki kalemleri yarıçaplarının milimetresine ayırmak gibi. işte nedense şimdi aklıma geldi "sen gider bir kaç gün içersin, sonra geçer. oysa benim için öyle olmayacak, benim için bu yüzüğün, yaşadıklarımızın, anlamı... ben ne diyeceğim herkese" demişti ya moruk, bilmiyorum insan lanetlenir mi, lilith den beri. demek ki pek de hayat öyle tahmin edildiği gibi olmuyor lavuk hayatta gerçekler ki bende başarılı, iyi bir insan olmak için hayaller kuran bir çocuk olmuşluğum vardı ünyenin varoşlarında büyürken.

büyüdüğün yer ünye olunca moruk, insan varoş nedir, şehir nedir kasaba nedir haliyle bilmiyorsun yetişirken.ucuz uyanık geçinmenin meziyet sanıldığı, sürekli "ben bilmiyordum ki" savunmasının kol gezdiği. fakir ama göt veren fırsat bulunca çakan tefecinin elindeki tefecilerin, bir mısır koçanı için mahkemelere düşenlerin memleketi, insanın çıra yakıp aranacağı lakin hiç bir taş altına suretinin düşmediği kara parçası la orası.

daha girizgahını diyemedim de anlatacaklarım kaldı dilimde, anasonun sonuna geldik tıpkı beyaz peynir gibi, darısı hayatın başına. bir fırsat bulursan ara moruk, neyse çağrı falan atsan da olur gerçi çağrı atma işi kalkmıştı değil mi mesaj da geçiyor .

Posted: 16 Kasım 2016 Çarşamba by wildceno in
0

"yalnızlık, her kimliğe her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın yaşama sırasında, tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir, kıymetini bilmeli. yalnızdır insan, hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır. kabalalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur şehir şehir, ülke ülke. kalabalık arttıkça artar yalnızlıklar. insan bir ölümü istemez bir de ondan beter yalnızlığı. ama ikisi de gelir muhakkak bir yalnız yaşama sırasında. ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, tek çaresi aşktır bir yaşama sırasında nefes almanın. zaten oda ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır iki yalnızın"

ta amına koyayım tüm tek yalnızlığını özleyip aşkları bitirenlerin, ne yalnızlığı ne hayatı ne de ölümü becerebilenlerin selamı ile.

Posted: 16 Ekim 2016 Pazar by wildceno in
0

moruk gene geldim ben, yine sana sövmeye ama aslında gıyabında hayatın. taa amına koyulması gerekenlerin sıfatlarını bulamadığımızdan, kaldı ki artık yanlızlık okadar derinlere inmişken kemilerimizde ne hacet lösemi bize, işte o denli bir biranın yanıda ruhi su söylerken anlatacak kimse olamdığından derdi işte en çok sövülmeyi sen hak ediyorsun. bak moruk ne dicem bu dünyada en temiz başardığım bir iş var ki yanımdaki herkesin ruhunu siktim kafasını üttüm canını sıktım işte senden de bir kurtulsam. her canım sıkıldığında ama öle sıradan günlerden farklı ağaç kakanın ustaca kaktığı ağacaç gibi ustalıkla sikiyoruz işte hayatımızı, yada karamuratın yandaşları gibi bütün suçu üstleniyoruz, zaten sikilmiş hayatlarda faili meçule kalmasına yüreğimiz izin vermiyor, hayata zaten gelmişiz ölmeye bari hayatımızı biz sikmiş olalım diyoruz hiç bişey beceremediğimiz bu çift kapılı zamazingonun tam da ortasında.

diyecektim ki senin derdini sikim, de banada inandırıcı gelmiyor daha kendi derdimi sikememişken sana iyilik yapmak kenara dursun. amma lakin olgunlarda anca bir bira ısmarlarım. ha sana sövemye gelmiştim de tüm hayatı sikilmişlerin adına, seninde bir kabahatın yok be müdür, alt tarafı bi bok anlattığında yok onca anlatılması gereken dururken, hiç olmuyor bu anlatmalar dertlere yetmiyor içimde kıvranan kurda kelimeler yetişmiyor, belki benim kelimlerin yetersizliğindendir dediysem de seninkide yetişmedi sonunda sidik yarışını anca bir mermerden ki kısmet olursa mezar taşında son bulacak fatihanın gözlerinden selam eden iki satır galip gelecek.
ha unutmadan senin ta amına koyam. gecenin şu vakti gene hayatımın içine etmişliğin var, işte böyle basit yaftayı yapıştırıp kaçmak. kaldki ki bu hukuk sisteminin de amına koyam yafta yapıştırmak kolay.
hayallerden bahsedenlerede hastayım ki tek hastalığım bu değil, olmadı bana uymadı o hayaller hep bir içine eden çıka geldi. şimdi sövsem birine diğerinine hak geçececek ondan işte bir sana sövmek kolay. ne de olsa serhatında hayatı kaymış varlık desen değil yokluk desen değil. evede artık girilecek gibi değil ev benden yanlız benden dertli garibim, artık ben bile duvarlara yandaş olamıyorum, şu sikik duvar kadar ayakta duramadık. onlarıda sikiyorum sigarının dumanıyla. işte buralar hep sex morukda ancak bir kevaşenin aldığı kadar zevk almadığım bu dönen zımbırtının üzerinde kıyamette kopmuyor mirim, bizde şans yok. küresel ısınmadan umutluydum da oda fıs çıktı benim gibi.

Posted: 7 Mart 2016 Pazartesi by wildceno in
1

bir sessizlik oldu...
'günün birinde diye anlatmak istediğim hikayeler var' dedim sessizliği bozmak adına çığlıklarım yerine. 'bizim hakkımızda mı, hiç tanımadığımız kişiler hakkında mı' dedi. 'bizim hakkımızda da var, ama şuanda bunları duymayı hak edecek kadar bana yakın değilsin' deseydim ki diyemedim. dilime örs düştü. 'her şeyden var az biraz' diye bağladım cümleyi. işte yine o ölümden damıtılmış soğuk sessizlik büründü havaya. ışık hızıyla uzaklaştım. bir ses duydum derinden, bir klarnetin son nefesini verişi uğuldadı kulaklarımda. 'müzik dinleyesim var ama daha önce hiç dinlemediklerimden ve tam benim için olacak, şuanda hiç bir şey bana değil' demişim işte o ara. ses etmedi...

'her şey olacağına varır, en kötü ne olabilir ki' dedi, en kötü ayrılırız diyecekken araya 'kötü diye bir şey yok ki' diye geveledim kelimeleri.

sessizlik saniyelerin içinde büyürken zaman aklını yitirmiş gibiydi. saatlerce konuşan susmayan sanki biz değildik de konuşma yeni bulunmuş biz henüz kendimizi ifade edecek kadar öğrenememiştik.

bir dünya avuçlarımızdan, sevgi kalbimizden sökülüyordu, hiç birimiz tek bir hamle dahi yapmıyorduk, durdurmak için.

Posted: 2 Mart 2016 Çarşamba by wildceno in
0

Ben sana ne yaptım ki, her söylediğim sana batıyor, sürekli gergin ve sıkılgan biri oldun. Gün geçtikçe her halin benden uzak. Her sözün her kelimen gittikçe benden uzaklaşıyor. Ben değilsem senin beklediğin adam, e ne diye benle uğraşıyorsun bir zahmet siktir git.
Ben sevdim bir kere, istediğim şey benim olman.
Evet sorudun ya 'ayrılırsak üzülürmüsün' ağzıma bile sıçılır. Ha ilk sıçan da sen olmicaksın, bu da dünyanın sonuda olmayacak.  Ha işte aldın sorunun cevabını şimdi yolun açık olacaksa bulacaksan beyaz atlı prensesini, yola koyul.
Ben birlikte saatlerce konu bile olmadan gülüp mutlu olduğumuz zamanları aramaya devam eder, sonra bana ait olmayan hayatımda yaşamaya devam eder, tıpkı senden önceki gibi. Ölüme yaklaşırım ve sonumun olsun belki. Keyfini sürerim.
De haydi

Posted: 11 Şubat 2016 Perşembe by wildceno in
0

mehmetali, nesrin'nin gönderisine yorum yaptı, mine süleyman ile arkadaş oldu, ozan nurgülün fotoğrafını beğendi, burcu meleğin fotoğrafını beğendi... moruk ben bibok beğenmedim, hemde hiç beğenmiyorum bu aralar, cemal süreyayı bile beğenmiyorum, o kadar. inan ki senin yaptıklarını da beğenmiyorum. ne menem bir adam oldun çıktın sende, gittin bir kıza abayı yaktın. rakı sofralarında azaldı sırf bu sebepten bir meze.
bazen insana hiç bir şey yetmiyor, mesela sana belki para yetmiyordur, bana da dertler yetmiyor moruk. insan hayata ve dertlere alıştıkça artık, az geliyor dertler. daha ağırını istiyor canı, işte en büyük dertte insanın hayatında kendine yetecek bir derdi olmaması oluyor, tıpkı bir hayat kandının sevişmekten hiç bir şey hissetmemesi gibi, orospusu oluyorsun dertlerin. tam bu noktada sana ait olan şeylerin elinden alınmış olması -ki mesela hayatının- koymuyor, eksik alındığını düşündüğün bile olur ki o kafayı almadıkları sürece böyle düşünmeye de mahkum kalıyorsun.kaldığın yerler tarihte bir sayfa olsaydı en kirlisinden bile razıydık, zira buralarda çok üşür olduk günahkar bedenimizde.
belkide bu kadar soğuk olmasaydı zamanında zamanı doğru kullanmayanlar, ki geçen vatandaşın biri -ki kendisi hatırı sayılır dereceden işin uzmanı "sen şuana o kadar hapsol muşsun ki" dedi, "hani ulan -an- dı yaşamamı.." diyecek oldum ki yaşamak varmış cümlenin içinde ben hep o noktayı atlamışım.

Posted: 22 Mayıs 2015 Cuma by wildceno in
0

Baba olmak ne demektir bilir misin... Peki ya baba olmadan baba olmak zorunda olmak ne demek bilir misin? Koca bir için baba görevini devralmak, hem de bu görevi mükemmel yapan birinden devralmak, baban bayrağı sana devredince ne yaparsın bilir misin?

Posted: 11 Mayıs 2015 Pazartesi by wildceno in
0

Merhaba, rahatsız etmek değil niyetim, uzun zamandır dindirdiğim isteğime bugün kemer vuramadım, l'ete indien çalıyordu otobuste, belki birazda bu cesaretlendirdi. Şimdi ise profilinde gördüğüm fotoğrafı düşünüyorum birazda. Uzunca bir zaman oldu, 2 yılı geçti sanırım. Belki okumak istemez silersin ama silme sana karşı kötü bir düşünce içermiyor sözlerim. Geçen zamanda epey değişti dünyam, sanırım saymak kafi gelmez, seninki de değişmiştir. Ama değişmeyen birşey var benim içimde, sana olan sevgim. Bunu nasıl anlatırım bilmiyorum, çünkü sevgi yaşananlardan öteye birşeymiş. Sonuçsuz ve amaçsız yıllardır orada içimde duruyor, ve hiç birşey onun orada olmasını değiştirmiyor. Bunu sen yada bende değiştiremeyeceğiz sanırım. Belki birazda şu ünlü atışmadaki sözler gibi " aşka uçarsan kanatların yanar.... Aşka uçmazsan kanatlar ne işe yarar" en nihayetinde ben son kısmını yaşıyorum. Amaçsızca zaman geçiriyorum. Gerçi erken yada geç ölmenin arasında bir fark olmadığınıda düşünüyorum. Bir gün zaten, öleceğim bunun erkenden vuku bulmasın bir fark yaratacağını düşünmüyorum. Geçen zamanda zaten yüksek tansiyon, ve kollestrol hastası oldum, yaklaşık 8 aydır artık düzenli ilaç kullanıyorum, anjio olmadım, ilaçlarıda bırakacağım zaten. Kalbim büyümüş, damarımda darlık mevcutmuş, zaten böbrek yetmezliği falan olabilirmiş ilerde. En nihayatetin insan hiç birşeyi bilemiyor hayatında; sürekli sana konuşurdum aklımın içinden bugün yazıyorum. Belki de yazmamın sebebi seni kimseye anlatamam, ve seni sana anlatmanın hiç birşeyi değiştirmeyeceni bilmem :) ve sen nasılsın, gayette iyi görünüyorsun. Beni sorarsan uzun uzun yazmak isterdim ama, aklıma sadce "beni sorma ben iyiyim" adlı şiir geliyor. Her neyse zaman kısa bazen çok uzun. Aklıma o yılının ilk günü kazınmış gibi, uzun uykusuz bir gecenin sabahıydı, o yıllardaki pek çok gece gibi seni düşünerek geçmişti, bir otobüste başını omzuma koymuştun, gençlik parkından kızılaya ilk defa buluşan ellerimiz birleşik gitmiştik, içim titrerdi... Geçmiş zamanlar; hatırlamanın kimseye faydası olmayan anlar.... Daha bende anlatılacak çok şey olsada en nihayetinde bir arabanın lastiğine yapışmış sakız kadar faydasız anlatıcaklarım. Her neyse sağlıcakla. Ha unutmadan rahatsızlık verdiğim için özür dilerim, tekrar olmayacak emin olabilirsin.

Posted: 23 Nisan 2015 Perşembe by wildceno in
0

nereden kahretmeye başlayacağımı bilemedim , bir miktardan biraz daha fazla öteye geçerek alkolün tadına baktım yine, benim tat alma ve binumum hislerim ölmüş işte o sebepten içkiye olan bağlılığım hiç tat alamıyorum tıpki hayat gibi devam ediyorum anlamsızca.

kimin laneti bilemem ama bir daha kimseyi sevemedim hayatımda, aşık olamadım, nasıl bir naletti anlamadım. seni seviyorum diyenler özlüyorum diyenler oldu ama hep anlamasız geldi,, sanki kalbim hiç olmamışçasına taşlaştım tüm sözcüklere tüm hislere,

biri demiştiki "erkekler bir defa aşık olur", ben ise gülmüştüm, sonrada eklemişti "ama sen farklısın bana da aşık oldun" diye.

şimdimi kimseyi sevmiyorum, içimde kocaman bir boşluk var , nedensiz; gün geçtikçe kendimden iğrenmeye başlıyorum. kendimi bile kandırmaya gücüm yetmiyor artık, çok şey denedim, ama şunu anladım
sevmek bir tercih değil
eğerki tercih olsaydı, senin kıvırcık saçlarını tercih ederdim. laf cambazlığına gerek yok, kandırmacalara artık yaşımız genç değil artık. neye üzüldüğümü de anlamıyorum, neye darlandığımı
az önce telefon rehberimi kontrol ettim, 2bin küsür numara var ama araya bileceğim kimseyi bulamadım içinden, derdiğimi dökebileceğim. seni arasaydım açarmıydın acaba.
kkısacası iliklerimin içine kadar en afillisinden yanlızım.
tüm geçmişmi değerlendirdim bugece ve sonuç,
lanet olsun tüm herşeye

,

Posted: 10 Mart 2015 Salı by wildceno in
0

olmaz mı ki? söyle olmaz mı, bir kere daha görsem seni, saçlarının arasından gözlerine baksam, kahve içsek, belki biraz konuşurken fotoğrafını bile çekerim kim bilir?