Posted: 26 Kasım 2013 Salı by wildceno in
0

bugün garip fark ettim hayatımdan geçen insanların değil kendi hatam olduğunu tüm bu aksiliklerin. zira tamda bugün -ki tahmini olarak hesapladım- 25katrilyonda bir ihtimali tutturdum ya, şansıma sıçayım moruk

Posted: 18 Kasım 2013 Pazartesi by wildceno in
0

moruk insanın kendine inanmaması nedir bilirmisin, bugun sana belki bahsederim kendine inanmamak neymiş bir kaç çift lafım benim de olur belki. neden kader derler biliyormusun, açıklayamazsın yaşananları, istersen belirsizlik kuramını kuatum paradokslarının yanında meze olarak kullan, açıklayamayacığın şeyler vardır, işte şeyler bazen insanı mutlu eder, bazen de gelir insanın ağzına sıçar moruk afedersin.
işte inanmak teorisi burada başlar, hayat hep gelip ağzına sıçıyorsa ön görülemeyen vakitlerde, bir vakit senin eline artık savaşacak bir neden kalmayınca başlar karamsar o hava, birde bakmışsın hava yok kararmsar var sadece. zaten daha sonralarında karamsar mı var sen mi varsın bilemezsin.

az önce bir yazı okudum, eskiden yazılmış bir yazı 15kasım2013 de yazılmış daha önce okumamıştım. işte sen buna kader mi dersin.

ben pek çok şey öğrendim moruk, ama öğrenmek hayatı güzel kılmıyor, ben unuttumda bazen ama unutmakta hayatı güzel kılmıyor, bazense sadece sevmek ve sevilemek isityorsun, işte oda olunca olmuyorsa, işte ozaman sıçtım moruk, en baba paradoks ile açmaz bu meseleyi

ve açmadıda moruk, neden se,
kızmak istersen moruk, sende bana kıza bilirsin.ki kızda zaten



bu şarkıyı dinledikçe ağlayasım sızıyor ciğerlerimden

Posted: by wildceno in
2

bir kis vakti karsilastik seninle
sen karlarin altindan ilk filizlenen kardelendin.
bense son bahardaki bir firtinada uzerine yildirim dusmua bir agac.
guvendin bana ve uzandin karlarin altindan
sandinki sadece yapraklarim dokulmus oysa tum bedenim gibi kuruydu dallarim.
sevme dedim
sevdin
gelme dedim
geldin
ozleme dedim
cok ozledin
oysaki ilk firtinada devrilecek kadar kurumustu koklerim. korktum
uzerine devrilmekten.

Posted: 15 Kasım 2013 Cuma by wildceno in
0

başım dönüyor , ve yorgunum, ama hayat hiç birini dinlemiyor, bana kendimi toplamak için fırsat tanımıyor. ve teşekkür etmek istyorum son bir kez daha sana moruk, yaptıkların için....saymak için bile çok yorgun olduğum şeyler için.
yorgunum çok yorgun, ve bir tek sözü söylemek için bekliyorum bu hayata söyleyebilecek tek sözüm var oda; elvada

Posted: 13 Kasım 2013 Çarşamba by wildceno in
0

ve hayatımdaki beni eksik bırakanları düşündükçe moruk, keşkelerim birkaç üçbeş yıl önceki gibi hiç miktarında olmadığını fark edince;
medeniyetin öncesine dönemk istiyorum, insanların konuşarak anlaşmasından öteye, birbirlerine mızraklarla saldırdığı günlere.
birinin saçlarımın arasına parmaklarını sokup suratımı duvara, kıvılcımlar çıkana dek sürtmesini istiyorum.

Posted: 8 Kasım 2013 Cuma by wildceno in
0

dört duvar arasından yazıyorum bunları sana moruk, belki sondan kaçıncı cümlelerim olduğunu bile bilemeden. duvarların arasında yanlızlık, en yakın canlı bana sönmüş bir yıldız kadar uzak. sigaranın son zehrini ciğerlerime kazımak için son sigaranın üzerine bir kaç paket daha sigara içtim art arda rakının yanında. geçmişimi düşünüyorum moruk, bir yıl önce bugünü , iki yıl önce bugünü, üç yıl önce bugünü, zaman geçtikçe moruk..
hani yanlız hissedincce gecenin bir yarısı birini aramak istersinde telefona sarılırsın ya moruk, işte ben telefonu duvara attım aranacak kimse yoktu, belki 112 arasaydım olabilirdi ama aramadım. acilen kurtulunması gereken bir vaka değldi benimkisi kronik olmuştu bu yaşantıda yanlızlık.
dertten kederden sıkılırsın moruk sen bazen, belki okadar sıkılırsın ki kendini sıkarsın,
ben artık haftada bir dişimi kırıyorum sıkıntıdan. artık dişçide alıştı, gerçi seviyorum dişçiye gitmeyi haftada bir de  olsa  konuşacak birileri oluyor ordan burdan.
alışveriş yaptığım büfeyle bile konuşmuyorum moruk, adam içeri girince direk sigarayı rakıyı birayı koyu veriyor tezgaha bende ödeyip çıkıyorum. apartamanda bir kadının köpeği var arada onunla muhattap oluyoruz, hırlıyor beni görünce, seviniyorum enazından hala tepki veren birileri var bu hayatta diye.
sıkıntılarımdan arta kalanları evdeki boş odalara koyuyorum moruk, girmediğim iki oda bir mutfağım var mesela ağzına kadar dolu.
eskiden fotoğraf çekerdim, hala bazen aklıma geliyor çıkıp gitmek, aştiden kalakan otobuslerden herhangi bir koltukta yer bulduğum oluyor fakat henüz gidebilecek ayık değlim.
"gönül işlerini naptın diye sordu geçen biri" ağzına yüzüne vurmak yerine "benim evlilikle tek ilgim facebookta evlenenlerin fotoğraflarını beğenmekten ibarret" deyip geçtim.
bu hayatta insanlar çok saçma sorular soruyorlar moruk "nasılsın diyorlar", ama gelip hayatının içine sıçarken tamda ağzının orta yerine  hiç sormuoyrlar "burası müsait" mi diye. bundan sonra gelecek yıllardan da ümidim yok moruk artık, anasını satayım diyorum moruk bazen, anasını satayım, içilecek her rakının, içilmemiş olan her rakının. o değil yarın yeni birgün, sonra başka bir gün, bir bakmışssın yıl başı, her gün ve gün bu zıkkım daha beter olacak,  bir iki ay sonra işten ayrılacağm. aştiden kalkan o herhangi bir koltukla gideceğim bu şehirden, hayatımı karartmaya devam edecek başka bir şehir daha sonra bir başkası daha kim bilir belki okadar da uzun sürmez, sonuçta vasati kaç ün ömrümüz kaldı şurada.

ikibinonüçyılınınonbirinciayınınsanırımyedincigünüydü değilsede çok mühim değil zaten, üçün beşin lafını yapacak dğeilim.