Posted: 23 Mayıs 2017 Salı by wildceno in
0

uzun vakittir, kendimi bıraktım akıp giden her neyse ona, dalgalara kültür dediğin o zamazingonun bana zorladıklarından biraz biraz, ve her neyse işte uzun uzun yaşadım bir kelebeğin ömrüne referans alınınca.

bir fotoğraf karesi aldı beni bu aldatmacadan, kendine tecevüz edilirken "dolandırıcı vaaarrrr!!!" diye bağıran kadın gibi geldim kendime. bilir misin moruk o hikayeyi tıpkı hayat masalı diye yutturdukları bir dünya bilmediğin masal içinden. işte bir tecavüz esnasında kadın bağırınca böyle adam der "ben dolandırıcı değilim tecavüzcüyüm", kadın "buncacıkla tecavüz mü olur," "dolandırıcı vaarrr!!!"

işte moruk biz kaderde kedere de razı geldik fakat orada da bir aldatma mevzu bahis oldu. benim içinde bulunduğum insanlık her şeyin doğalını yiyormuş gibi balın doğalını arar. o doğuştan hazır etiketten kandırılmayı seçmiş. çoluk çocuğa karışmış moruk, baktım ki üniversite yıllarından bir fotoğraf karesi işte, bütün o bıyığı yeni terlemiş anadolunun yağız delikanlıları şimdi çocuklarına beni amca diye gösteriyorlar. karacaoğlan gibi bir kız bana emmi dedi diye dert ağlayacak değilim.

neyse buraya kadar olan her şey fasa ve fiso kısmı olayın. işte kalan kısmında kocaman bir yalnızlık var bir ömrümüzü yalnızlığımızı unutmak için feda eden cinsler bizler değil miyiz. ve moruk zaman izafi dediler de benim bu izafiyetle çok derdim var içerlediğim dertlerden biridir de o konumuz değil işte o zaman geçtikçe öğrendiğim bir şey daha oldu. her geçen zaman daha da yalnızım. rakının tadı bile eskisi kibi sökmüyor beynimi. işe yaramadığını bile bile denemekten vazgeçmediğim şeyler var hayatta; rakı içmek, yaşamayı denemek gibi mesela.

içimde artık eskisi gibi küfür edecek, celallenecek, lanetler okuyacak, gelmişine geçmişine, ağıcının köküne sövecek, rakıyı şişeden dikleyecek ki onun da boğazına bekaret halkası taktılar uzun vakittir ateşim yok. yok öyle eskisi gibi bir moruk, törpülenmiş, kulak memesi kıvamına gelinceye kadar anaosda bekletilmiş ve acı ile terbiye edilmiş benliğim var. ama o da sana gelmez de gelişi bize epeyce pahallıya mal oldu, oluşuna verecek yerde bulamadık. Tadilat nedeniyle dedik, kapatıyoruz dedik, işte öyle fıkrasına gülünmeyen adam gibi kaldık.

sen bütün bunları okuyamazsın moruk vaktinde yoktur zaten, eşin yada çocuğun ki uzun zamandır haberim de yok ne hangilerine sahipsin ama işte onlardan biri izin vermiyordur zaten okumana, kısaca ne istersen de, zaten tamlayacak ismimizde kalmadı sıfat bile çok görüldüğünden bu bünyeye ben tamlanamadım.

sana bir hikayemi anlatarak bitirmek isterdim de cümlelerimi hikaye yok müdür artık bende yok, dün bir şey olmadı, tıpkı son birkaç bin küsür dün gibi.

a bak ne geldi aklıma geçen günlerde ki ne kadar geçtiği meçhul, biri beni alkolik olarak sıfatladı, onun için bu kadar basit idi, insanları kırtasiye rafındaki kalemleri yarıçaplarının milimetresine ayırmak gibi. işte nedense şimdi aklıma geldi "sen gider bir kaç gün içersin, sonra geçer. oysa benim için öyle olmayacak, benim için bu yüzüğün, yaşadıklarımızın, anlamı... ben ne diyeceğim herkese" demişti ya moruk, bilmiyorum insan lanetlenir mi, lilith den beri. demek ki pek de hayat öyle tahmin edildiği gibi olmuyor lavuk hayatta gerçekler ki bende başarılı, iyi bir insan olmak için hayaller kuran bir çocuk olmuşluğum vardı ünyenin varoşlarında büyürken.

büyüdüğün yer ünye olunca moruk, insan varoş nedir, şehir nedir kasaba nedir haliyle bilmiyorsun yetişirken.ucuz uyanık geçinmenin meziyet sanıldığı, sürekli "ben bilmiyordum ki" savunmasının kol gezdiği. fakir ama göt veren fırsat bulunca çakan tefecinin elindeki tefecilerin, bir mısır koçanı için mahkemelere düşenlerin memleketi, insanın çıra yakıp aranacağı lakin hiç bir taş altına suretinin düşmediği kara parçası la orası.

daha girizgahını diyemedim de anlatacaklarım kaldı dilimde, anasonun sonuna geldik tıpkı beyaz peynir gibi, darısı hayatın başına. bir fırsat bulursan ara moruk, neyse çağrı falan atsan da olur gerçi çağrı atma işi kalkmıştı değil mi mesaj da geçiyor .