muhteşem yüzyıl kareografisi

Posted: 8 Ocak 2011 Cumartesi by wildceno in
0

bir televizyon kanalında bir dizi başlamış muhteşem yüzyıl. bir televizyon kanalı çünkü hangi kanal bilmiyorum. arkadaşa gitiğim bir gün denk geldiğim için izledim zaten televiyonla işi olmayan biriyim.

neyse neşeli dostlar, olay kanuni döneminde geçmekte ve kanuninin hatun çetelesini tutmakta.
dizi lise tarih kitaplarında okuduğu hürrem sultan ve kanuni olaylarından etkilenen senaristin aklına gelenleri hunharca kağıda ve film şeridine katarmasından vuku bulmuş.

zırvadan ibaret sarayda küre dünya bulunuyor buda yetmiyor ve küredeki harita çok güncel :D sarayda elektrikli avize bulunuyor vs vs. dizide pek çok absürt sahne var. ben dirayet gösterip yazmaya kalksam sen göstermeyip okumazsın zaten, ondan ben peşinen yazmayayım. ders kitaplarında bulunan 3-5 satırı kopyalamışlarki hani tarihi olaylar temel alınmıştır demek için.

Şu link altında bir eleştiri videosu bulunmaktadır.

benim zoruma giden ise, neden osmanlıya bunca sahip çıkmak?
Türk gençliği Atatürkün kurduğu Cumhuriyeti bu denli savunmazken, kanuni biraz farlı anlatılıd diye daha fragmanından eleştirmeye başlanmaktadır.

yukardaki 2 kişi bilir kişi konulurken. onlar da diziden daha fazla saçmalamaktadır. hürrem sultan II. selimin anası Aleksandra Lisowska dır ve kendisinin kırım tarafından osmanlı sarayına hediye edildiği ve burda iyi bir eğitim gördüğü (harem osmanlıda eğitim görevinide yerine getiriyordu (endurun)) güzelliği ve zzekası ile kanuninin gözdesi olduğu bilinmektedir. ayrıca harem tamda kanuni döneminde osmanlı sarayında kurumsallaştırılmıştır. tamam kanuni büyük bir devlet adamı idi ama bu onun zevklerininin peşinde koşmasına engle değil, diğer padişahlar gibi zevk düşkünüdür.

ayrıca orda 46 yıl gecesini gündüzünü bu devlet için harcamış gibi bir söylem var. kanuni osmanlı padişahıdır. biz Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşıyoruz. kanunin kazandıklarını torunları kaybetmiştir. kanuni kazandı diye alkışlıyorsanız torunlarıda kaybetti onalrıda asmalısınız, birini asmıyorsanız diğerini göklere çıkartıp sahiplenmenin gereği yok. ayrıca zaten osmanlı devleti Türkler tarafından kurulmuş bir devlet olmasına rağmen. bir Türk devleti değil, müslüman devletidir.

onu savunurken o bir halifeydi (diğer padişhalar için de geçerli) şeklinde savunmalar da bu yüzdendir. osmanlıya edilen laflar aslında Türklüğe değil o dönemki islami yaşama vurulmaktadır. yukardaki videoyu hazırlayanlar, zamanın halifelerinin zevk sefa düşkünlüğünü kabul etmemektedir, harem gibi bir kurumu yaratan ve lale devrini yaşayan osmanlı için zevkine düşkün değildi diyenlerin zevk anlamı acaba buzlu bademmidir. başka ne yapılmalıdır?
tabi kanuninin yaşadığı dönemde yaptığı devlet adamlığı adına bir tarih yadığı gerçektir. ama madolyonun 2 yüzünü görmek bazılarının işine gelmiyor.

sonuç: dizi saçma, ama kanuni de zevk düşkünüdür.

kıvama karşı

Posted: 2 Ocak 2011 Pazar by wildceno in
0

varya kosakoca 2010'u bir kalemde silip attınızya, nasıl üzülmüştür nasıl alınmıştır. "one minüt, birdahada gelemem buraya" dememişmidir. oysa napmak lazım onunda gönlünü almak lazım. bu arada farkındamısın nekadar çok yıl israf olup kayıplara karışıyor. oysa şunu biraz temiz kullansak hoş tutsak bir girdiğimiz yeni yılı 2-3 sene kullansak güzel olmazmı. yada eğlenceyi kesmesek devam edip 2 yıllık eğlenip direk bir sonraki yıla girsek nasıl olur? tartışınız.

internet sitelerine giriş yaptıktan sonra ekrana gelen "lütfen bekleyiniz yönlendiriliyorsunuz" yazısı nasıl bir kendini kasmadır. nasıl bir olaya sanat katma efektidir. bak biz biliyoruz bu kod yazma işini adamıda böyle bekletiriz gerekirse, akkıllı ol almim aklını demenin formatıdır. bir de tarayıcında çalışmaz senin ezik burayada tıkla geç hadi, öğrenci indirimi var bak burda, senide düşündüm deyip ezmeye çalışmaktır. sen kimsin ulan. koysana direk geçisi. taksici gibi 2-3 safa dolandırıyosun bizi.

yeni yılın gününde saat 8de iş başı yapmak varya, düşün bir nasıl ayarlara gelmektir. hele o soğuğa kalkıp hazırlanmak. yılın uyuma yüzdesi en yüksek olan saatinde sen kalakacaksın düşünsene dünyanın %85 i o saatte sıcacık yatakta uyuyor.

bir ara internette bir kız ile tanışmıştım. ben kaset çıkaracam şarkıcıyım herşey hazır, kayıtları falan tamamladık diyordu. sonra söylediği bir parçayı dinlettirdi beğenmeyince. çemkirmeye başlmıştı, noldu acaba o merak ettim şimdi?

internet demişken bir arada adı kiwie yada öyle bişey olan bir chat sitesi vardı. karşıda konuştuğunun nickini veya kim olduğunu bilmiyordun site rast gelen sana atıyordu. burda bir kızla tanışmıştım. sonrada onu sitenin sahibi benim aslında diye girdim oalya offisiniz nerde diye sordu miami de dedim. aslında öyle bişey yok herkesle ben farklı kişiymişim gibi konuşuyorum dedim. inandı zavallı sonra bir sürü şey sordu bende yazdım hikayeyi. ama sorna diyemedim acıdım o hikayeyle farklı ufuklara açıldı o geri döndürmek istemedim.

bu arada internette tanıştım nekadar garip birşey, yok öyle tanışma falan spontene muhabet işte. netten konuştuğum kişilere tamah etmişliğim yok liseden beri. buda takriben 7 seneye denk geliyor.

netten değilde telefondan tanıştığım 3 kişi var, güzel insanlar olduğunu düşünüyorum. işim gereği telefonla çok muhabbet ediyorum. istanbul bölgeden erhan, dinçer, izmir bölgeden hasan osman ve baykal. 10 numara çalışanlar.

artık bir çırpıda yazmıyorum hepsini, ara koyuyorum aralara. biraz tiwit tadında yazmak istiyorum. böyle üstü antep fıstıklı altı antakya peynirli künefe gibi.

bu arada eurovisyonda belki üstümüzden neler geçer.

kırk yıllık parçayı piç etme yöntemleri -1: benim en iyi içkim sigaram, la la lay lay la
( iç ses: bir yerde bir gariplik olduma ama bover) onlarda olmasaydı olurdu param...

bu arada işe kırmızı mustang ile gelenler var. buda yapılmaz ki.

bakın burda da kıvama uygun bişeyler var




mayk ve cimi

Posted: 23 Aralık 2010 Perşembe by wildceno in
0


ıslanmaya başlayan sokağın köşesinde arabanın içinde oturan iki kişi vardı. ön koltukta oturan cimi, -ki kendisine cimi denmesinden hoşlanmazdı bay siyah denmesini istiyordu ama bu isteğini küçük kardeşinden başka ciddiye alanda yoktu. zaten kardeşi de para isteyeceği zaman bay siyah derdi,- daha gençti mayk a göre. cimi bugünkü olaylara hiç anlam veremedi. cimi'ye göre tüm bunların hiç bir gereği yoktu. fakat mayk onun düşüncelerini pek önemsemezdi ama cimi'yi severdi kollardı. öyle saçma biriydi mayk.


"evet artık zamanı geldi, bitireceğim, daha fazla sabretmenin yararı olmuyor. yeterince uzadı zaten bu olay. diye homurdadı mayk. elindeki şişeden bir yudum daha aldı, sağ koluyla ağzını silerek devam etti "ben gidiyorum, 25 dakikaya dönmezsem içeri gir" dedi. ve cimi'nin sözünü beklemeden arabadan aşağı indi. yağmur biraz daha etkisini gösteriyordu. kabanın yakalarını yukarı kaldırdı üstüne şöyle bir çeki düzen verdi. etrafı kolaçan etti ve kendinden emin adımlarla yolun karşısına geçti.


dönen merdivenleri çıkarken heyacanı artıyordu. kapıya vardığında ise artık soluk soluğaydı. kapı aralık kalmıştı hafifçe araladı kendi geçebileceği kadar kapıyı içerde kimse görünmüyordu ki, arkasından gelen sesle irkildi. beyaz önlük giymişti ve elindeki garip aletlerle gözlüğünün üstünden bakarak içeriyi işret etti. istemsiz olarak odaya yöneldi ve bir iki adım attı.


kendine geldiğinde ağzının uyuşmuş ve şişmiş olduğunun farkına vardı, hissetmiyordu, yavaşça sağ eliyle yokladığında eline kan bulaştı. artık dişi çekilmişti.

bu sabah yağmur var istanbulda

Posted: 10 Aralık 2010 Cuma by wildceno in
0



cidden yağmur var ondan öyle yazdım. aklında o mahsun parça depreşenler de şöyle buyursun dinlesin.

ben yağmuru sadece karadenizde seviyorum onu anladım. başka yerde yağınca içim burkuluyor hevesim kaçıyor. acaba memleketim ünye'yi aldatıyor bu yağmurlar diye mi sıkılmakta canım bilmiyorum. birde son yıllarda yağmur yağarken dışarı çıkmaktan hoşlanmıyorum artık. evde oturmak çay içmek daha bir iyi oluyor sanki.

benim sevdiğim yağmur, karadenizin dağlarında kendini bırakır yükseklerden
sanki yağarken bir maksadı varmışcasına
hayat verirmişcesine
yeryüzüyle yeşil, sarı her renk yaprakla sevişircesine
bazen çisil çisil
bazen hırçın
yağar

hem keyif alırsın ıslanırken yeşil yaprakların arasında
iliklerine inen yağmur huzur verir
çatıya düşen damlaların neşeli sesleri
en güzel ninilerden biri gibi gelir
sıcak odun ateşi buğulanan camlar
bardak taki sıcak çayın buharının yüzüne vurması camdan bakarken yağmura
aşık olursun damlalara

bazen gelişini duyarsın uzaklardan ayak seslerini
bazen gişi ardından baka kalırsın ufuklara
bıraktığı izler gizemlice toplanmaya giderler
buhar olup
hayat nefes alır birkez daha
bir dahaki yapmuru beklersin gizlice

kpss

Posted: 7 Aralık 2010 Salı by wildceno in Etiketler:
0



ilk şunu söylim ki kpss puanı satın alınır acil.

bu facebooktaki kandırmaca olayına üzüldüm moruk, sende üzül biraz kendini tartış. ne bu benim halim nolacak de. de hadi yap bunu.

bir de kpss var, hayatımızda benim için önemli olan puanı. ama herkes için farklı anlam içeriyor. bazıları sorularını seviyor onun için sorularını satın alıyor. bazıları ritüelini seviyor her hafta sınava giremese rhatsız oluyor. öyle bir titreme bir huzursuzluk doluyor insanların içine. bende diyorum ki bana puanılazım. az kullanılmıs, ikinci el kpss puanı satın almak istiyorum.

bak bir fikrim daha var bu kpss pop quiz gibi olsa süper olur ha moruk. böyle işte yolda evde aniden yetkililer gelip sınavı yapıp gitseler. kopyanın önüne geçmiş oluruz. kim düzenli çalışıyor kim çalışmıyor çıkar ortaya. hele birde 2 vize 1 final +yaz okuluna 70 barajı ile girersen varya on numara sektör olur moruk.

bazen kendimi sorgulamak istiyorum. sorular sormak istiyorum kendime. ama haribden. karanlık odaya alacam kendimi sandalyeye oturtacam kafam armut ampulu asıp soracam, "olay saatinde nerdeydim" "tanığım varmı" gibi sorular sormak hevesindeyimde. şartlar olgunlaşmıyor o havayı yaratamıyorum bir türlü.

tatil planı yapmak kadar zor iş yok moruk harbiden.

dolmuşa bindiğimde ön cama 4 tane pusula yapıştırılmıştı. hani niye dört taneydi, araçta niye pusula vardı. şoför kendini bir deniz altının kaptanı gibimi görüyordu bilmiyorum ama araç farklı yönlere gittikçe farkına vardım ki 5. pusula şart, la bunların 4'üde bozuk.

bu arada başlık kpss iken şöyle bir şey vuku bulmuş vakti zamanında

yazımı burda noktalarken gaziantep üniversitesinden takipte olan vatandaşlara bir duyrum var. bahar döneminde bir TTnet etkinliği gerçekleştireceğiz sanırım burdan duyurmak istedim.

zararsız

Posted: by wildceno in Etiketler:
0


merhaba.

yazıya başlarken selam verme işini bir türlü oturtamadım. hep o kısımda takılıyorum. şimdi de merhaba dedim. geçenlerde bir yerde duydum; merhaba da benden size zarar gelmez demekmiş.

biri gelip ilk sana benden sana zarar gelmez diye başlasa nasıl kıllanırsın. nuri alço gibi, gazozuna şeker mi atmaz, meyhane merdivenlerinden aşağı itip bir kız daha kötü yola düştü deyip espiri mi yapmaz, yumurta sarısıyla şaka mı yapmaz.

hadi böyle düşünmüyorsun, buna ne diyeceksin "merhaba bu gece birlikte uyuyalım mı?"
noldu birden fikrinin değiştiğini hissediyorum.

bu arada yeni yıla nekadar az kaldı farkındamısın. yılbaşı akşamı olsada kopsak olayına karşıyım ben, her akşam kopmalı yılbaşı akşamı hesap yapmalı. düşünsene 2010 u bir daha göremiceksin, borcu varsa sana üstüne yatar bir daha alamazsın söylim. o akşam alacak verecek ne varsa hesaplaşıp defteri öyle kapatacaksın. hersene yeni yıldan beklentilerimizi söylüyoruz oda kabul edip geliyor, arkadaş benim beklentilerimi vermiceksen gelme değilmi.

üsteki pragraf biraz uzunca oldu sıkılmadan okudysan helal olsun, ama öyle deme içinde gizli sosyal mesajlarda var.

bu arada facebookda çocuklara uygulanan şiddete karşı eylemler yaptınız. niyet iyi ama işlevsiz be moruk. tabi temel reis bu, nelere kadir. höt deyince adamlar korkar kaçar. o da değilde şimdi siz elinizden geleni yapmışmı oluyorsunuz bu resimleri koyarak onu anlamdım. sosyal sorumluluk bumudur? bu arada herkes yapıor ama niye yaptığını bilmeyende çok var hatta niye yapıldığı hakkında 2-3 ayrı fikir de mevcut.

blog yazmak için en uygun yer dolmuş ben onu biliyorum. hani bazılaırnın kafası wc de çalışır benimkide dolmuşta çalışıyor. insanları orda gördükçe aklıma türlü türlü laflar geliyor. tabi eve gelip bloga yazana kadar unutyorum. dolmuşta kendi kendine sırıtan birini görürseniz ben olma ihtimalim var yani. bu arada favori dolmuşum gebze-harem.

uludağ uzaktan el sallıyor :))

dönüş

Posted: 5 Aralık 2010 Pazar by wildceno in Etiketler:
0

...nabersin?

epey de oldu maşallah, görmeyeli serilmiş yaymışsın, gürbüzleşmişsin. en az bir 10 kilo almışsın öyle diyeyim.

bu arada epeyde yazmadım, her gürdüğünüz yerde "nettin moruk yazmıyon hiç, yoksa mı bırakıyon mu?" gibi sorular mailller faxlar smsler mmsler yağdı durdu aylar boyunca. baktım olcak gibi değil okuyucuya tepkisiz kalamadım.

şakala yok öyle iletişim yollarını kullananlar, bir iki kişi yolda görünce nettin hacı blog yazmıon gibi laf arası iki kelime etti. bekledim ki hani biride çıkar arkadaş bir blog vardı noldu der.

o değilde diğer yazar vatandaşlarımızda yok piyasada, arda malum antepe tramvay getirecem diye söz vermiş onunla uğraşıyor :D
diba ise en son duyduğumda çok sinirliydi, korktum dövecek beni diye, birde kızdan dayak yedi diyecekler dalga geçeceklerde, hepimizi döver cüneyti bile döver. burdan diba ya şanşlar dileyelim hep birlikte. evet ellerimizi birleştiriyoruz...

Bu arada pekçok sosyal ağı uzaklardan seviyorum artık, facebook olsun twitter olsun isterse friendfeed froumspirngi tanımıyorum zaten. Artık platonik takılacam bu mekanlarda, benim sadık yarim blogumdur dedim. bastım bağrıma.

Az önce yaşandı kavuşmamız, sele suya gitti ortalık. eski günlerden bahsettik. nostaji falan yaptık. bir birimeze eski şakalardan yaptık. ilk başta biraz soğukda olsa zamanın külleri çabuk kalktı üzerimizden. eski dostum, kadim insan. özlemişim seni.

bak sana sevdiğim yazılardan numuneler sunayım.

Gay
bu başlıkta hem sanal ağ-lemin (kelime oyunun farkına vardın mı?) sakat yanlarına, hemde hayattaki gerçekliklere ironik bir yaklaşım yapmışım.

thank you facebook
yine burda da tüm iternet bağlamında facebook'u almışım göz önüne demişim vay seni misin.

birde burdan yak
bu yazımda stresli keyfili afiilli öğrencilik günlerindeyim. mühendis öğrencinin proje sınav ve kültürel hayat ikileminde nasıl sıkıştığını inceliyoruz hep birlikte.bu yazıda da moruk bol bol okuldan kaçıyor.

değişmek lazım
bu yazıda ise hayatı bulacaksınız. aşk sevgi dostluk siyaset.

geceye nazır
anlatmaya kelimelerin yetmediği bu ayzı okunmaya en değer yazılardan

beni sorma ben iyiyim
eğer birde şiir ile konuyu noktalamak istersen dene bunu akşam yatmadan 1 doz al



Bu da izlenesi bir evlilik anatomisi

güne dair

Posted: 13 Eylül 2010 Pazartesi by wildceno in Etiketler:
0

kaderciyiz halk olarak, kadere inanıp bekleriz sadece. düşünmek değil işimiz. hazır düşünülmüş şeyleri çok severiz. çoğu zaman hayallerimiz bile bizim değiildir, başka hikayelerdeki kahramanlar yerine koyarız kendimizi. hatta içinde olduğumuz durumu çoğu zaman başkalarının sözleriyle açıklarız.
can yücel ne demiş, üstat şöyle söylemiş. hep o hikayeledeki hayal
kahramanlar yerine koydunuz kendinizi, söylenmiş sözleri yaşanmış
aşkları kendinize biçtiniz başkalarının hayallerinde.
bir kez olsun
kendi yaşamınızdan size ait parçayı savunmadınız. bugunde öyle oldu. ve
bundan sonra yaşananlara sadece kader diyeceğiz. başkalarının
hayallerinde mutlu olup. günlerimizi hayatın etrafımızda bıraktığı
tozları kanıt göstererek dünyanın etrafımızda döndüğü savını ortaya
atacağız.



hayat

Posted: 9 Eylül 2010 Perşembe by wildceno in Etiketler:
0



moruk alemine saygılarımı sunmayı bir borç blirim. nasılsınız, naptınız ne ettiniz bayramın daha ilk gününde. bayramınız mübarek olsun, goçlar piliçler hep herkesinkni ayrı ayrı kutlarım.
öyle kafiyeli kafyeli bayram tümleçlerini israf etmim dedim, zaten gün boyu bayramı nerden lafı bağlayıpda kutlasam diye çırpınan bir sürü cümle sihirbazı yolamıştır onlardan.
ben sadede gelecemde bayram trafiği işte biraz uzadı.
şimdi yaşlara göre insan gelişimini incelicez hep beraber.
-iki yaşında yer çekimine kafa tutmaktı
-dört yaşında evin kapısından kaçmaktı
-0n yaşında mahalle maçlarında diğer mahalleye kafa tutmaktı
-ondört yaşında okula kafa tutmaktı
-onaltı yaşında isyanım var ulen deyip evdekilere kafa tutmaktı
-onsekiz yaşında tüm dünyaya kafa tutmaktı
-yirmi yaşında dini sorgulamaktı, hacıya hocaya kafa tutmaktı
-yirmiiki yaşına artık kimse umrunda olmakmaktı
HAYAT.
hayat çok güzeldi, bu zamana kadar bahşedilen en güzel hediye idi.
yirmibeş yaşında ise tüm herşeye şükretmek olduğunun farkına vardım.

sordum: yıldırım aşkına inanır mısın?
cevapladı: yıldırımdan korkarım ben.
hala arkama bakmaya korkuyorum.

önermeler-I

Posted: 5 Eylül 2010 Pazar by wildceno in
0

önerme 1: kadının psikopatının yanında 0.5u second dan fazla kamilcan hafız!

önerme 2:
yaz gelince "
arriva arriva andela andela yeeeepppaaaaaa" diye bağrarak tatile koşacaksın moruk! yoksa eylülde yanarım senin haline.

önerme 3: şeytanın bir silahı romantizim diye bakkala gidenlerin, eve 3 kilogram Eros oku ilen dönmesinden tırsar bu deli gönül!


önerme 4: şu fani dünyada bizimkilerden sonra dizi seyretmemiş insan bulamamaktır benim asıl efkarım hacı!

kilit

Posted: 3 Eylül 2010 Cuma by wildceno in Etiketler:
0


bloglarda iğrenç espirilerin bile gideri var hafız. misal normalde öle bir espiriyi yanımda yapsan seni şurdan 12. kattan aşağı E5'e fırlattırırım. ama bir blogda okuyunca gülümseyebiliyorum.

bu facebookta, yan tarafta "help a friend" başlığı altında, "suggest friends for him" yazıyorya, bu facebook bizi ne sandı böyle. töbe iki yüz verdik hemen şuna arkadaş ayarla buna kız bul. de geet geri bas

bu arada yukardaki afiş ikinci filmimiz KİLİT e ait dir deneme çalışmasıdır.
film hakkıda görüşler şöyle
new york zamanı: "absorbing" "afilli bişi"
washington postası: "accelently cool" "baban rahmet hacı, eline sağlık"
dallasın sesi: "most impressive film of last five years" "5 yıldır grubetteyim dostum, bizimkileri buldum bu filmde"
oxford flash tv: "i cant belive my eyes, what a film" "ben göremdim de bizimkiler gitmiş, iyi filmiş mahyk cdsi çıkca izlicem ben, en kötü torrente düşer zaten"
el cezire: "oh my god" "allah yardımcınız olsun, sizde o ışığı gördüm ben"

bu akşam üçnokta arasına koyasım yok eriniyorum hafız o derece.