Baba olmak ne demektir bilir misin... Peki ya baba olmadan baba olmak zorunda olmak ne demek bilir misin? Koca bir için baba görevini devralmak, hem de bu görevi mükemmel yapan birinden devralmak, baban bayrağı sana devredince ne yaparsın bilir misin?
tecrübe edeli hayatta ümit etmenin yanlış olduğunu ve ben ümitlerin yerlerini yellere bırakalı hatrı sayılır vakit olmuştu. Lakin biranlık sahra görmüş gibi ümitlendim adımlarım koşmaya başlarken. Tıpkı her güzel şey gibi buda olmadı hayatımda, yok hayır demogoji yapmıyorum, derdim arabesk sözler söylemekte değilde iki gözüm, lakin gerçekler böyle. Hani bu dünyada afedersinde çarkına sıçılacak cinsten azizim, yoksa bizim götümüzü tutamadığımızdan değil herşeyin boka bir güzel boyanması. Lakin ansonun suyunu ayarlayıp girişeceksin sökeceksin beynindeki kirleri, ancak ozaman arınır belki ruhlarımız. Sadet ne de olsa bizim eve gelmez, kaldı ki kimsede bize navige etmez sadete giden yolda, hep ilk kavşaktan ters yola giriyoruz da ceza hep bize sadete gitmeye çalıştık diye kesiliyor. En büyük hatamdı benim düşünceli olmak, bu hayatta düşünceli olmakla lanetlenmiş benim hayatım, promilin beynime ulaşmasını beklemekten başka çarem yok lanetimden kurtulmak için. Lakin sizlere hep çareler ürete bilirim, egolarınızı tatmin etmeniz için elimden geleni yaparım. Gözlerim göremiyor artık görülmesi gerekenleri, o halde ne farkım var bir körden, şimdi sessizce unutun söylediklerimi. Hatta gidin yatın uyuyun bence güzel monoton hayatlarınızda Az ben bu hayatla çekişmem lazım
Alt katta piyade bölüğünde bir çocuk var, sanırım diyarbakırlı. Hergördüğünde beni selam verir hal hatır eder. "Osman abi, nasılsın.." Öyle bir içten ve saf derki, sanarsın hayatında hiç osman abisi olmamış, ama hep bir osman abisi olsun istemiş. Bende diyemiyorum benim adım hamdi osman değil diye. Kırmak istemiyorum, o gözler öyle neşe dolu bakarken bana. Sanki adım hamdi desem çocuğun tüm umutları yıkılacak dünya ile başına, bir osman abisinin olmayışından.
Hayat hiç kırmasın umutlarını, nazik davransın sana, iyi geceler
Edebi yollardan ilerlemek istemedim -ki bilmem de. Malesef bilmediklerim var hala bu hayatta. Bildiğim yol burnumun doğrusunda olan, sanki başka bir seçeneğim varmışçasına dolu olsada atasözleri kitapları. Emirle yaşayan birşey olarak diğer herşeyden ayrılıyor özüm. Ah konu bu değil, özgürlüğüm elimde değil, kağıt üzerindeki mürekkepte kaldı, başkalrının kilitli dolaplarında. Yok edilmeye çalışılan benliğim, sevdiklerimin hatrına son bir sabr daha çekiyor ciğerinden "fabrika kızı" nı söylerken ve eşlik ediyor sigaranın dumanında kurduğu hallerde arıyor özgürlüğü. Aman bre moruk bir yakıcı sıcağın altında miğferle ezilen vücutlar kimin umrunda dağlanan küçük sevdalar, paşalar rahat ettikçe azalıyor şafaklar. Yok artık küçük kavruk o esmer anadolu genci, bir köle koşuşturyor seni korumak namına oluşturulan yalandan hikaykerin içinde tatmin etmek için büyük egoları.
Sabahın bu saatinde ben ne diyeyim, ne anlatayım, sanki gündüz vaktiyle söylediklerim anlaşıldımı. Anladımı anlatmak istediklerim beni bundan önce. Okudun mu hiç sana söylediklerimi biraz olsun üstüne alındınmı bundan önce
Söylemek isteyipte söyleyemekdiklerimle, yaşamak isteyipte yaşayamadıklarımla, bir de yanında olmak isteyipte olamadıklarımla dolu bu hayat. Yani hiç olduramadım
ölüm zor şeydir moruk, sevdiklerinin ölmesi insan hayatındaki zorlukların tepesinde gelir. bu aralar epey zirvelerde dolaşıyorum, seviklerimi yavaş yavaş gömdüm dağların tepesine. bu yıl boyunca epey hatrı sayılır sayıda indim mezera, pek çok sevdiğimi ellerimle koydum toprağa. yine bu hafta sonu toprağın derinliklerine bir ev daha koydum.sağde bir dille anlatıyorum sana bunları mourk, olabildiğince anlaşılır. hayat insana çok şey öğretiyor, acıları öylesine kanıksattırıyorki, artık ölüm ekmek, su kadar sıradan. mesela ben moruk artık bir levazamatçı kadar iyi bliyorum prosedürleri. sen bilirmisin moruk bilmiyorum, insanın suratına bakınca anlaşılamıyor çünkü bildikleri.mesela biri ölünce prosedürler var, yıkanacak kefenlenecek, dokuz tahta alınacak, 2.10 mezar kazılacak, bir tabutta taşınacak, mesela tabut taşımak için en önden sıraya girersin ve sırayla arkaya doğru gidersin. böyle şeyler var moruk işte bunların hepsini zamanla hayat sana öğretiyor, sonra gün dedidikleri şey geçiyor sonra bir tane daha bildiğin günler geçiyor moruk. ve sonra yas 7si 40ı 52si derken biri daha ölü veriyor. sonra biri için daha sela yazdırıken buluyorsun kendini, bir başka vakitte yine bir sevidğinin ıskatını hazırlarken, o aradaki vakitler bazen sonbahar bazense ramazana denk geliyor işte, birileri zamana isim veriyor sadece, geriye kalanı senin üstüne düşeni yaşamakta olduğun zorunluluklar oluşturuyor.
bugun sadece düşündüm ve "amin" dedim kendimce. zor dersleri öğrendim hayatta mesela kuantum fiziğinden pek çok teoriyi adım gibi bildim mesela ama bu feleğin denklemlerini hiç denkeleştiremedim bir araya, hep bütünlemeye kaldım hayatın; sırada yan oturan öğrencisi olarak görünen o ki bütünlemelere kalanlar hep arka sıralarda sürtmeye devam ediyor hayatta sanırım -ki sanmak yanılmaktır, bir gün devamsızlıktan finale almayacaklar oysaki buzamana kadar tüm sınavlarada sadece adım yazılı kağıt verdim. felek ise içinden gelenleri kustu benim bıraktığım boşluklara.
ve sen hep doğruları söyledin ve cesur oldun, -ki haklıydın hep haklıydın ve sahi yine haklısın.
bugün garip fark ettim hayatımdan geçen insanların değil kendi hatam olduğunu tüm bu aksiliklerin. zira tamda bugün -ki tahmini olarak hesapladım- 25katrilyonda bir ihtimali tutturdum ya, şansıma sıçayım moruk
bir kis vakti karsilastik seninle
sen karlarin altindan ilk filizlenen kardelendin.
bense son bahardaki bir firtinada uzerine yildirim dusmua bir agac.
guvendin bana ve uzandin karlarin altindan
sandinki sadece yapraklarim dokulmus oysa tum bedenim gibi kuruydu dallarim.
sevme dedim
sevdin
gelme dedim
geldin
ozleme dedim
cok ozledin
oysaki ilk firtinada devrilecek kadar kurumustu koklerim. korktum
uzerine devrilmekten.